14 Kasım 2018
%AM, %19 %456 %2017 %09:%Ara

Londra'da 19 Aralık Paneli

19-22 Aralık 2000 hapishaneler katliamının 17.Yıl dönümü dolayısı ile İngiltere’nin başkenti Londra’da ortak bir panel düzenlendi

LONDRA(19.12.2017)-19-22 Aralık 2000 hapishaneler katliamının 17.Yıldönümü dolayısı ile Avrupa’nın birçok merkezinde çeşitli anma etkinlikleri düzenlenmektedir. Bu anma etkinliklerinden biri de 17 Aralık Pazar günü İngiltere’nin başkenti Londra’da gerçekleştirildi.

17 Aralık Pazar günü Londra YÇKM’de yapılan panel’e konuşmacı olarak ADHK, ATİK, AvEG-Kon, Britanya Kürt Halk Meclisi ve İnsan Hakları Hukukçusu Ayşe Bingöl katıldılar. Bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan panel, yapılan açılış konuşması ile devam etti. Panelde ilk sözü avukat Ayşe Bingöl aldı.

Bingöl ‘’Türkiye’de 3 aylığına ilan edilen ve hala devam eden bir OHAL var ve bu süreçte 28 KHK çıkartıldı. Hapishanelerde bizim açımızdan en önemli hukuki boyutu işkencedir. İnsan Hakları Hukuku açısından işkence ihtimali bile çok önemlidir. Bunun için de temel haklar ve gözaltı sonrası da önemlidir’’ dedi.

Panelde ikinci sözü alan Kürt Halk Meclisi temsilcisi, 19 Aralık sürecindeki saldırıların 150 yıllık bir proje olduğunu belirtti. 12 Eylül sürecinde Kenan Evren’nin hedefinin devrimci tutsakların iradelerini ele geçirme planı olduğunu ve zindan’ı tutsak almanın aynı zamanda dışarıyı da tutsak almak anlamına geldiğini ve bu anlamda önemli olduğunun altını çizdi. Konuşmasının devamında ise, toplumsal mücadele içinde olanların bu mücadelenin bir bedeli olduğunu bildiklerini söyleyerek içerdeki insanın izalasyon, görüş yasağı, haberleşme, avukat yasağı vb gibi daha fazla yaptırımlara maruz kalındığını, bu anlamda daha ağır bir bedel ödediğini belirterek konuşmasını sonlandırdı.

Panelde üçüncü sözü ATİK temsilcisi aldı. ATİK temsilcisi, Cezaevlerinin devletin sistemli olarak kullandığı kanun ve yasalarının en zorlu geçtiği yerler olduğunu belirterek, son süreçte hapishanelerde ki duruma dair örnekler verdi. ATİK temsilcisi konuşmasının devamında, dışarıda yapılabilecekler noktasında 96 sürecinin başarılı olduğunu, 2000’de bu noktada yetersiz kalındığını belirterek bugün neler yapılması gerektiği üzerine önemle durulması gerektiğinin altını çizerek konuşmasını sonlandırdı.

Panelde dördüncü konuşmacı olan ADHK temsilcisi ise, mücadeleyi engellemenin yolunun, öncülük edenleri teslim almak olarak görebilirsiniz diyerek bu anlamda bugün kullanılan yönteminde bu olduğunu söyledi. Bu politikaya karşı tam tersi bir politika izlemek gerektiğini ve bu kanlı zulüme karşı bilinçli, birleşik bir mücadele yürütülmesi gerektiğinin altını çizdi. ADHK temsilcisi konuşmasının devamında, Yurt dışında yapılabilecek çok şey olduğunu, devletin Yurt dışında da kitleleri rahat bırakmadığını ve buralarda da devrimcilerin tutuklandığını herkesin bildiği bir süreçte, yapılacak çok fazla şeyler olduğunu vurgulayarak, birleşik mücadelenin yükseltilmesi gerektiğinin altını çizerek konuşmasını sonlandırdı.

Panelde son konuşmayı ise Tutsakların Sesi Platformu temsilcisi ve aynı zamanda 19 Aralık sürecini yaşayan Bedia Ertgün yaptı. Ergün konuşmasında ‘’ Arkadaşlar anlattı ben yaşadım’’ diyerek başladığı konuşmasında, devletin asıl hedefinin tutsakları teslim alarak toplumu teslim almak olduğun, devrimciler bu süreçte teslim alınsaydı Türkiye’nin on yıllar geriye gideceğini belirtti. Türkiye ve Kürdistan tarihinde Deniz, Mahir, Kaypakkaya ve Diyarbakır’da 4’ler bedenlerini ortaya koyarak bir tarih yazmışlardır. Yaratılan bu direniş örgütlü bir güce dönüşmüştür diyerek, somut sürecinde dışarıdan omuzlanması gerektiğini ve sorumlulukla hareket edilmesi gerektiğinin altını çizerek konuşmasını bitirdi.

Panel, soru-cevap kısmı ve katılımcıların fikirlerini belirtmeleri ve yeni eylem planlarının açıklanmasının adından sona erdi.