16 Kasım 2018
%AM, %01 %507 %2017 %11:%Şub

Metal işçileri kapıyı araladı Öne Çıkarılmış

Ekonomik ve sosyal haklarda, daha ileri düzeyde bir sonucun yaratılıp yaratılamaması, süreç itibarı ile meselenin esas yanı değildir. Esas yan, AKP-Erdoğan iktidarının, savunucusu olduğu sermaye güçlerinin saldırılarına karşı alınan tutumdur. Sürecin öne çıkan esas kazanımı budur. Bu kazanımları işçi sınıfının diğer bölükleri için de bir kazanım ve emsal oluşturmaktadır. Çünkü bu direniş, içinden geçilen süreç itibariyle, bu kazanımların ilerisinde bir işlev gördü. O da, sınıfın mücadele kararlılığıyla yasak kararlarının nasıl yırtıp atılacağı ve kazanılacağıdır

 

HABER MERKEZİ (01-02-2017)- ‘’Fakir-fukaranın hakkı’’ vb. demagojilerle hükümet olduğu günden beri, fakir fukaranın hakkını çalmada, kendinden önceki vurguncu ve hırsızları fersah fersah geçen AKP iktidarı, çalınan emeğini isteyenin başına vurmada da, eski iktidarlara rahmet okutmaktadır. Özellikle 2011’den bu yana işçi sınıfının hak arama mücadelesi karşısında daha saldırgan bir tutum ortaya koymaktadır. O zamandan bu güne hemen hemen tüm grevler çeşitli bahanelerle ya direkt ya da erteleme adı altında yasaklandı. Son bir yıldır da “ülkenin güvenliği’” yalanına sarılıyorlar. Çalınan emeğin hakkını aramak, faşist Türk devleti tarafından daha kurulduğu günden bu yana hep “vatan hainliği” olarak yaftalandı. Bugünkü “ülkenin güvenliği” yalanı da aynı zihniyetin güncellenmesinden başka bir şey değil. Sermayenin en güçlü koruyucu kalkanı olan bu yalan, ne yazık ki, geleneksel “devlet baba” algısından kurtulamayan geniş kitleler tarafından kabul görüyor ve destek buluyor. Bu nedenle çalınan haklarına da, hak arama mücadelelerine getirilen yasaklara da -cılız itirazlar dışında- pek karşı gelmez.

Ancak 20 Ocaktaki metal işçileri grevi, bu geleneksel algı ve tutumu aşarak çemberin dışına çıktı. Grevin başlamasından hemen sonra bakanlar kurulu tarafından grev yasaklandı. Metal işçileri kararlı bir duruş ortaya koyarak bu kararı dinlemedi, yasağı delerek direnişine devam etti. Metal işçisinin bu kararlılığı, patronları, o güne kadar reddettikleri taleplerin önemli bir kısmını kabul etmeye ve anlaşma yapmaya mecbur bıraktı.

Elbette ki, metal işçilerinin bu grevle elde ettikleri ekonomik ve sosyal haklar önemlidir. Ekonomik ve sosyal haklarda, daha ileri düzeyde bir sonucun yaratılıp yaratılamaması, süreç itibarı ile meselenin esas yanı değildir. Esas yan, AKP-Erdoğan iktidarının, savunucusu olduğu sermaye güçlerinin saldırılarına karşı alınan tutumdur. Sürecin öne çıkan esas kazanımı budur. Bu kazanımları işçi sınıfının diğer bölükleri için de bir kazanım ve emsal oluşturmaktadır. Çünkü bu direniş, içinden geçilen süreç itibariyle, bu kazanımların ilerisinde bir işlev gördü. O da, sınıfın mücadele kararlılığıyla yasak kararlarının nasıl yırtıp atılacağı ve kazanılacağıdır. İçinden geçilen süreç açısından bakıldığında, direnişin bu yanının çok daha önemli olduğu görülecektir. Çünkü OHAL adı altında dayatılan koyu karanlığa rağmen ortaya konulacak olan kararlı bir mücadeleyle, her türlü yasağın da, faşist diktatörlük kararlarının da paçavraya dönüştürüldüğü bir kez daha çok somut olarak görüldü.

Burada kavranması ve dikkate alınması gereken kilit nokta, hangi koşul olursa olsun, koşulların zorluğu ve engellerine rağmen mücadele de kararlılıktır. Ortaya konulan kararlı bir mücadele, tüm yasal engelleri de zorlukları da aşarak kazanımlar elde eder. Kendisini yasalarla ve zorlu koşullarla sınırlayanlar,  hiçbir kazanım elde edemeyecekleri gibi, ellerinde olan haklarını da yitirmeye mahkûmdurlar.

Faşist diktatörlük, sermayenin daha çok sömürme ve daha çok kar elde etme hırsına göre kendisini yeniden yapılandırmaktadır. Bu yeniden yapılanma, tüm devlet mekanizmalarının daha sıkı merkezileşmesi ve buna bağlı olarak daha hızlı hareket etme yeteneğine kavuşmayı amaçlamaktadır. Bu yönelim doğası gereği, sermayenin engeli olan ve olabilecek her türlü riski zoru kullanıp bertaraf ederek ortadan kaldırmayı amaçlar. Sermayenin önü ancak dikensiz gül bahçesi yaratılarak açılır ve emeğin sınırsız sömürüsünün koşulları ancak böyle yaratılır. Faşist diktatörlüğün bu daha çok ceberutlaşma sürecinde, metal işçisinin mücadeledeki kararlı tutumu bu anlamıyla özel bir anlam ifade etmektedir. Şöyle ki; kazanmak isteniyorsa, ceberutlaşmaya ve bunun yasalarına boyun eğilmemelidir.Komprador tekelci burjuvazinin kendi sınıfsal çıkarları için ihtiyaç duyduğu yeni yönelimine karşı işçi sınıfı ve emek örgütleri de, sınıfa karşı sınıf bilinciyle hareket etmek zorundadır. Metal işçilerinin yasaklara rağmen ortaya koymuş olduğu kararlılık ve cüret, işte bunun tohumunu içinde taşımaktadır.

Bu çıkış, eğer sınıf ve emek örgütleri tarafından doğru değerlendirilebilirse, kapıda bekleyen yeni sınıf hareketlenmelerinde daha geniş kitlelerin kucaklanmasında güçlü bir manivela işlevi görecektir. Bin bir türlü neden ve kaygıyla sinmiş/sindirilmiş, mücadele azmi ve cesareti kırılmış olan milyonlarca emekçi kitle, Metal işçisinin bu kararlılığını kuşanarak kendi geleceğini kazanabilir ancak. Ama öncelikle bu milyonlara önderliğe soyunmuş olan emek örgütleri bu cüreti ve kararlılığı kuşanmak zorundadır.Metal işçisinin böylesine kritik bir süreçte ortaya koymuş olduğu kararlılık, bu sürecin yol haritasını gösterdiği gibi, sürecin mayasını da atmış oldu.

Bu yol yürünecek ve bu maya tutacak…