16 Kasım 2018
%PM, %09 %582 %2017 %12:%Şub

Ankara Katliamı davası: Devlet görevini yaptı ve o insanları öldürdü

Ankara Katliamı'nda babasını kaybeden Çağlayan Bozacı, “AKP'den, devletten şikayetçiyim. Ben burada ihmalden söz etmiyorum. Devlet görevini yaptı ve o insanları öldürdü” dedi. Kayıp yakını Durdane Kaygusuz Atabay ise, "Gaz atan polisler de burada sanık olmalıydı, onlar da bunlar gibi katildir" diye konuştu

HABER MERKEZİ (09-02-2017)- 10 Ekim Ankara Katliamı’nın ikinci duruşması 4’üncü gününde deva ediyor. Verilen aranın ardından devam eden duruşmaya müştekiler, mağdur aileleri, avukatlar ve çok sayıda izleyici duruşma salonunda yerini aldı. Duruşma salonunda failler de hazır edildi. Duruşma öncesinde mahkeme başkanı bazı müştekilerin daha kimlik tespitinde bulundu. Davanın öğleden sonraki duruşmasına 5 Haziran 2015 tarihinde Diyarbakır’daki HDP mitinginde yaralanan ve iki bacağını kaybeden Lisa Çalan da katıldı.

Duruşmaya, katliamda yaşamını yitiren İbrahim Atılgan’ın abisi ve 8 yaşındaki Veysel Atılgan’ın amcası Mehmet Zeki Atılgan’ın ifadesi ile devam edildi. Atılgan ifadesinde, davaya katıldığını ve katliamlara neden olan herkesten şikayetçi olduğunu ifade etti.

‘Siz barışın elçisini katlettiniz’

Katliamda yaşamını yitiren Meryem Bulut’un oğlu müşteki Adnan Bulut ifadesinde sanıklara, “Kiralık katillere soruyorum, o insanların neden orada olduklarını biliyor musunuz?” sorusunu sorarak şunları söyledi: “O insanlar barış için oradaydı. İslam da barışın dinidir. Öldürdüğünüz Meryem ana, askerin polisin annesinin acısını yaşayabilendi. Annem, barış için nerede etkinlik varsa, oradaydı. Siz barışın elçisini katlettiniz, 101 canla beraber. Biz şu an adalet için buradayız. İhmal deniliyor, göz önünde yaşandı her şey. Ankara'da ne kadar görevli varsa, ihmali olan herkesten cevap bekliyoruz.”

‘Devlet görevini yaptı ve o insanları öldürdü’

Katliamda babasını kaybeden müşteki Çağlayan Bozacı da, AK Parti’den ve devletten şikayetçi olduğunu ifade ederek, şunları söyledi: “10 Ekim'de dağ gibi babamı kaybettim. O günden bu yana yaşadığım her saniye için utanç duyuyorum. Babam Rize'den gelmişti. Erdoğan'ın, Rize'sinden gelmedi babam. Devrimcilerin Rize'sinden gelmişti. AKP'den, devletten şikayetçiyim. Devletler katildirler. Çünkü bu bezirgân saltanat sürsün diye, ellerinden gelen her şeyi yaparlar. Ben burada ihmalden söz etmiyorum. Devlet görevini yaptı ve o insanları öldürdü. Buradan adil bir sonuç beklemek fazla iyimser olur. Sadece karar verirken bütün kitaplarınızı yırtın atın, sadece 7 yaşındaki herhangi bir çocuğu çevirin ve ona sorun. O size doğruyu söyleyecektir.”

‘Adaletin siyasallaştığı bir ülkede sağlıklı karar ver zor’

Katliamda yaşamını yitiren Gökhan Alpaçay’ın ablası Dilek Alpaçay ise, şunları dile getirdi: “Bunu söylemekten utanıyorum, ama söylemeliyim. Ben Kürt değilim, Türküm. Ama Kürt de olabilirdim. Böyle ayrımlara girerek hiçbir yerlere varamayız. Bugün biz öldüysek, yarın siz ölürsünüz. 10 Ekim'de o meydanda olmadığım için kendimden utanıyorum. Bunu yapmadığım için kendimi sorumlu hissediyorum. Benim kardeşim Beşiktaşlıydı; oğluna bir sözü vardı. Onu maça götürecekti. Götüremedi, gidemediler. Ben kendimi mahkeme yerine koyuyorum, yapılanlar çok açık aslında millete ait olması gereken adaletin devletin idaresine geçtiği bir mahkeme. Hukuk millet içindir. Adaletin siyasallaştığı bir ülkede sağlıklı bir karar vermek zor.”

‘Yaralıların üzerine gaz sıkanlar burada bize küfrettiler’

Katliam günü polisin tarı ile mahkemedeki polisin tavrı arasında benzerlik kuran Alpaçay, “Hâkim Bey, orada bulunmanız gerçekten çok zor; ama orada olmak, burada olmaktan daha zor değil. Kaderle ilgili birkaç şeye değinmek istiyorum. Bu sanıkların hiçbirinin Allah'ın adını ağzına almaması gerekiyor. Çünkü bunlardan çekilen zulmü başkasından çekmedi Müslümanlar. Kader diyorsunuz, bu bize sunulanı yaşamak değildir. Polis teşkilatının içerisinde bize teröristler diyenler, küfredenler var, FETÖ'cüler, suikastçiler var. Yapılması gerekenleri yapanlar da var, ama bu 10 Ekim'de yaşananları değiştirmiyor. Yaralıların üzerine gaz sıkanlar burada bize O.Ç diyorlardı.”

‘Gaz atan polislerde burada sanık olmalıydı’
Durdane Kaygusuz Atabay ise, sanıkların kaldıkları mahallede iki yıl boyunca öğretmenlik yaptığını, sanık katillerin olduğu mahalledeki çocukların okul sonrası fabrikalarda çalışan emekçilerin çocukları olduğu dile getirerek, şunları söyledi: “Aşağıda oturan aşağılık insanlar, o çocuklardan katil yarattılar. Bu insanlar gelip, o güzel insanları katletti. Bu cüreti nereden aldı bunlar? Kim verdi bu hakkı? Bunlar aşağılık katiller, ama bunları besleyenler en az bunlar kadar suçlu. Bizim esas meselemiz onlarla, bizim yarınımızı çalanlarla. Gaz atan polisler de burada sanık olmalıydı, onlar da bunlar gibi katildir.”

‘Bugün kandan beslenen bir adam var’

Atabay’ın ifadesini şöyle sürdürdü: “İHH denen bir dernek, bu sanıkların Suriye'ye geçişlerinde, eğitim almasında rol alıyor. Dernekleri kapatan hükümet buna karşı sessiz. Bugün kandan beslenen bir adam var. Siyasi sorumlulardan ve kamu görevlilerinden tek tek şikayetçiyim.”

‘Biz olmazsak Toroslar gelecek’ dediler

Katliamda yaşamını yitiren Ercan Adsız’ın kardeşi Emir Aslan Adsız ise, hükümetin politikalarına dikkat çekerek, şunları söyledi: “Babam bize helali öğretti, haramzade olmayı değil. Bu onursuzlar gibi 10 dolara kendimizi satmayı değil, onurlu haysiyetli olmayı öğretti. Orada cenazeleri süpüren polisler de terörist sanıkların ortağıdır. Yeğenim 11 yaşında, ‘Amca benim babamı devlet mi öldürdü?’ diye soruyor. Erdoğan ‘Bu ülkede faili meçhul cinayet olmayacak’ dedi. Tebrik ediyorum olmadı, ama toplu katliamlar oldu sokak ortasında. ‘Biz olmazsak Toroslar gelecek’ dediler, insanların üzerine tanklarla gittiler.”

Müştekilerin ifadeleri devam ediyor.