16 Kasım 2018
%AM, %16 %321 %2016 %06:%Haz

Halk Gençliğinin mücadelesi engellenemez

Faşist güruhlara uyarımızdır devrimcilere saldırmaktan vazgeçin! Devrimcileri sahte sosyal medya hesapları üzerinden bilinçli olarak hedef göstermekten vazgeçin! Üniversite öğrencilerine akla hayale sığmayan ihaleler yıkarak bunun üzerinden linç kampanyası başlatmaktan vazgeçin! Onların başlarına gelecek herhangi bir sıkıntıda sorumlulardan birinin de siz olacağınızı aklınızdan çıkarmayın. Son kertede Demokratik Gençlik Hareketi olarak bir kez daha altını çiziyoruz ki yoldaşlarımızı olmadık ithamlarla hedef gösteren, onlara her türden saldırı zemini hazırlayan bizzat egemen güçlerin üniversitelerde konuşlanmış uzantılarıdır

 HABER MERKEZİ (16.06.2016)-Hepimizin bildiği üzere geçtiğimiz günlerde İstanbul Üniversitesi’nde provokasyon yaratan Türk Ocakları adındaki faşist güruhla İstanbul Üniversitesi öğrencileri arasında bir gerilim yaşanmış, planlı programlı bir şekilde bizzat devletin kolluk güçleri tarafından üniversite öğrencilerin üzerlerine salınan bu faşist güruhla yaşanan kavganın akabinde iki yoldaşımız polis tarafından gözaltına alınmıştı. Provokasyon bununla da sınırlı kalmamış daha sonrasında çeşitli sosyal medya hesapları üzerinden yine aynı yoldaşlarımız hedef haline getirilmiş, üzerlerinden son derece alçak ve pespaye bir biçimde bir linç kampanyası başlatılmıştı. Yoldaşlarımızın resimleri ve isimleri sözüm ona teşhir edilerek yapılacak olası bir saldırının meşrulaştırılma zemini hazırlanılmaya çalışılmıştı. Tabii olarak Demokratik Gençlik Hareketi bu olaya seyirci kalmamış vakit kaybetmeden İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde bu provokasyonu teşhir etmek için bir basın açıklaması gerçekleştirmişti. Lakin basın açıklamasından bir gün sonra Beyazıt’taki polis karakoluna daha sonra TAK’ın üstleneceği bir eylem yapılmış aynı sosyal medya hesapları bu sefer de bu eylem üzerinden DGH’lileri hedef göstermiş, bir kez daha bu mesele üzerinden yoldaşlarımıza saldırı zemini yaratılmaya çalışılmıştır. Beyazıt Karakolu’na yapılan eylemin üniversite öğrencileri ve yoldaşlarımızın çok dışında ve onlarla uzaktan yakından alakası olmayan bir eylem olduğu aşikârdır. Bunu devlet güçleri de, yönlendirdikleri ve üniversite öğrencilerinin üzerlerine saldıkları faşist güruh da çok iyi bilmektedir. Mücadele muhtevası belli olan ve en ufak hak arama talebine dahi en azgın biçimde bastırılmaya çalışılan üniversite öğrencileri her ne pahasına olursa olsun üniversite içindeki hak arama taleplerine devam edeceklerdir. Geleceksizleştirilen, güvencesizleştirilen, en yalın hali ile iliklerine kadar sömürülen, bunun yanı sıra üniversite içerisinde polis tarafından sistematik bir biçimde saldırıya uğrayan halk gençliğinin demokratik hak mücadelesi yarın da dün olduğu biçimde sürecektir.

 Şu bir devlet gerçeğidir ki, üniversitelerde ve ülke genelinde ne zaman hareketli bir süreç yaşansa, adı ne olursa olsun belli güçler tarafından eğitilen, yönlendirilen çeşitli güruhlar türemiştir, türemektedir. 80 AFC’si öncesi CİA destekli Ülkü Ocakları, 90 sürecinde bütünüyle bir devlet yapılanması olarak Kürt ulusunun önüne sürülen HizbulKontra bunun birer örnekleridir.70 öncesi bizzat CİA ve Kontrgerilla tarafından kurulan Komünizmle Mücadele Derneği daha sonraki süreçlerde Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’nin içerisinde bizzat örgütlenmeye başlayan bu partinin Milliyetçi Hareket Partisi adını almasıyla MHP’nin içerisinde planlı programlı bir şekilde bizzat faşist-kontra Alparslan Türkeş’in inisiyatifinde devrimci güçlere karşı örgütlenmiş, sokaklardaki faşist-militar gücünü de bu faşist yapılanmanın gençlik örgütlenmesi olan Ülkü Ocakları’ndan sağlamıştır. Nihai olarak bu naylon örgütlenmelerle bir yere kadar gidilmiş, işleri görüldükten sonra hepsini tamamıyla tasfiye etmeyip elinin altında tutmuş lakin büyük oranda bir peçete gibi buruşturup kenara fırlatmıştır. 80 AFC’si öncesi, bizzat kontrgerilla şefleri tarafından eğitilerek halkın üzerine salınan bu kişiler daha sonra yine aynı klik tarafından idam edilmiş, idam edilmeyenler ise yıllarca hapis yatmıştır. Abdullah Çatlı gibi az bir kısım ise ASALA’ya karşı el altında tutulmuş daha sonra ise Susurluk Kazasıyla saf dışı bırakılmıştır. Yine aynı biçimde HizbulKontra şefi Hüseyin Velioğlu bizzat “TC”nin desturuyla kurduğu kontra örgütü ile Kürt ulusuna kan kusturmuş bölgede gelişmeye ve başlayan Kürt Ulusal Hareketi’nin karşısına koyulmaya çalışılmış, akabinde 2000 yılında Beykoz’da yapılan bir operasyonla yine aynı güçler tarafından öldürülmüştür. Adı hiç önemli değil, dün Ülkü Ocakları olur, yarın başka bir şey… Tarihin her bölümünde egemen güçler dönemsel olarak kullanacak güçler bulur, işi bitikten sonra da onları buruşturup bir kenara atar. Polisin yönlendirmesi ile üniversite öğrencilerine saldıran, onları hedef gösteren faşist güruhlar önceki dönemlerdeki haleflerinden ibret alsınlar. Onlara da uyarımızdır ki devrimcilere saldırmaktan vazgeçin! Devrimcileri sahte sosyal medya hesapları üzerinden bilinçli olarak hedef göstermekten vazgeçin! Üniversite öğrencilerine akla hayale sığmayan ihaleler yıkarak bunun üzerinden linç kampanyası başlatmaktan vazgeçin! Onların başlarına gelecek herhangi bir sıkıntıda sorumlulardan birinin de siz olacağınızı aklınızdan çıkarmayın. Son kertede Demokratik Gençlik Hareketi olarak bir kez daha altını çiziyoruz ki yoldaşlarımızı olmadık ithamlarla hedef gösteren, onlara her türden saldırı zemini hazırlayan bizzat egemen güçlerin üniversitelerde konuşlanmış uzantılarıdır. Bu yaşanan hadiseler üniversiteler üzerinde hak arama mücadelesi veren halk gençliği üzerinde tahakküm kurma ve onlara gözdağı verip yıldırma hamlesinden başka hiçbir şey değildir. Bu politikalara boyun eğmeyeceğimizi bu vesileyle bir kez daha yineliyoruz. Demokratik hak mücadelemiz hiçbir engelleme ve saldırı ile engellenemez. Bu konudaki kararlığımız nettir. Üniversitelerde yaşanan hadiseler burjuva basında yer aldığı gibi karşıt görüşlü öğrencilerin münakaşası değil, egemen güçlerin üniversitedeki uzantılarının halk gençliğine son derece planlı programlı bir şekilde saldırıp provokasyon yaratma girişimidir.