16 Kasım 2018
%AM, %19 %398 %2016 %08:%Eki

Gençlik kurultayına dair….

SÖH(Sosyalist Öğrenci hareketi), ilkelerini belirlemelidir;  sınıf mücadelesi içerisindeki tarafını; ezilen tür, cins, cinsiyet vb. farklılıklardaki çelişkileri belirlemelidir. SÖH kendisini dar tutmamalıdır. Meseleye sadece öğrenci olarak bakmak “yaşam alanındaki baş çelişki” diye belirlemek, bireyin yaşam alanı değiştiği zaman alan açamamak ya da yönlendirememek daralmaktan başka hiçbir şey ifade etmez. SÖH kadın, ekoloji, ulus, inanç, mülteci, vb. konularda yaklaşımını net şekilde koymalı hatta; öğrenci kadın, Kürt öğrenci politikalarında mücadelenin nasıl olacağını, tartışmalı sonuçlandırmalıdır. SÖH programını bütün yerellerde geniş bir çerçevede oluşturmalıdır taraftar çevre kim var ise geniş bir kitle ile tartışmalıdır.  Yazım aşamasından, tartışmalara tüm yerellerde eş zamanlı bunu tartıştırmalı geçmiş dönemde eksik düştüğü teknik hatayı tekrar etmemelidir. İşte o zaman alternatif toplum projemiz ve sosyalizm şiarımız vücut bulacaktır.

HABER MERKEZİ (19.10.2016)-Geçtiğimiz günlerde gerçekleşen DGH, yeni adıyla SÖH(Sosyalist Öğrenci Hareketi) kurultayı başarılı bir emeğin ürünüdür. Bu konuda tüm emeği geçenleri tek tek tebrik etmek gerekir. Zor olan bu süreçte kurultayı hazırlamak ve bunu başarı ile sonuçlandırmaktır. Tartışmaların verimli olduğu iki çizgi mücadelesinin süre geldiği kurultay bir bütün verilen emeğin ürünüdür. Bu konuda tekrar etmek gerekir ki emeği gecen tüm genç arkadaşları tek tek kutluyorum.

Kurultay örgütlenmesinden başlayacak olur isek; yerellerin tartışmalarda geç kalması, tartışılan konuların diğer yereller ile paylaşılmaması, merkezi eksiklik olarak önümüzde durmaktadır. Bu konuda fikirlerin ve farklılıkların öncesinde tüm yerellerde konuşulmaması göze çarpar durumdadır. Birçok yerelin taslak olsun, örgütlenme olsun bir haber şekilde kurultaya katılması eksikliktir. Bu eksikliği önümüzdeki günlerde önlemek için yapılması gereken tüm tartışmaların merkezileşmesi ve tekrar yerellere gönderilmesi ile mümkün olacaktır. Üstelik bazı yerellerde çevre ilişkilerinin de çağrılmaması yâda geniş bir katılım sağlanmaması da tümden yaşanan bir eksikliktir.

Kurultay içerisinde tartışılan birkaç noktayı ele alış tarzı itibari ile eksik ve hatalı bakış açılarının olduğu kesindir. Parmak demokrasisi bir bütün olarak burjuva kültürünün ürünüdür. Bizim için ikna metodu vazgeçilmez bir yöntem olmak zorunda iken gerekirse iki gün sürecek tartışmaların ikna metodunun yerine el kaldırmak doğru bir yerde durmamaktadır. Üstelik bazı yerellerin alt kurultaylarını tamamlamamış olması ise yine eksikliğin ürünüdür. Örneğin; bazı yerellerde öneriler dâhil tartışmanın ne şekil yansıdığı anlaşılmamıştır. Yerellerde öğrenci mi yoksa gençlik örgütümü olalım sorusu öncesinde hiç sorulmadan yerellerden gelen arkadaşların inisiyatif kullanması ve lehte-aleyhte oy vermesi doğru bir tutum değildir. Bu tartışmanın yerellerde yapılmadığını bu yüzden en başta uyarmayan arkadaşlar da hataya düşmüştür. Sonuçta bu sadece bir kurultay değil aynı zamanda bir siyasal çalışmanın uzun süreli karşılığıdır. Kurultaylar siyasi duruşun programlandığı uzun vadeli politikaların belirleneceği alanlardır. Bu çalışma daha ciddi ele alınması gereken bir durumdur. Tekrar aynı hataları yapmamak adına ders çıkarmak en doğru ilerleme olacaktır.

Kurultayda ayrıca tartışmanın ana eksenini oluşturan öğrenci örgütümü yoksa gençlik örgütümü meselesinde başlangıçta “gençlik” tanımı üzerinden bilimsel olup olmadığını, biyolojik açıdan ret eden ve kabul eden iki düşünce mevcuttur. Gençlik sadece biyolojik bir tanımlama değildir. Gençlik hem kültürel hem sosyal hem de biyolojik bir tanımdır. Eğer sadece biyolojik olsaydı belirli bir yaş sınırlaması ile çözülecek bir kategoriye konulabilirdi. Ancak sosyal ve kültürel bir farklılık barındıran gençliği görmezden gelmek doğru değildir. Örneğin 90’lı yıllarda genç olan ve bu günün orta yaş gurubu ile bu günün gençliğini karşılaştıralım. 90’lı yılların gençliği o dönem ne tarz bir yaşam içerisinde idi. Ne tarz müzik dinler ne tarz giyinir ne tarz sosyal aktivitelerde bulunurdu. Bu gün ile kıyaslandığı zaman göreceğimiz tablo birbiri ile çok farklı olduğudur. Bunun birçok nedeni var. Salt bir nedenle açıklanabilecek bir izah elbette mümkün değil. Koşullar toplumun şekilleniş biçimi ve egemenlerin bilinçli politikaları her kuşağı farklı bir profilde yaşar hale getiriyor. Hemen açıklık getirecek olur isek; dinlenilen müzik tarzlarını araştırmamız doğru olacaktır. 90’lı yılların en çok dinlenen müzikleri nelerdir? Buğun hangi tarz müzikler dinlenmektedir? Bunlara cevap aramak ve bu soruları değiştirerek sormak galiba bilimsel olacaktır.

Bilimsel olmak; melesine gelince bu konuda da doğru çerçevede almadığımız görülmektedir. Bilimsel izah metodu hakkında karşıt düşünceyi “siz bilimsel değilsiniz” diye ithamda bulanarak izah etmek elit bir zihnin ürünüdür. Devrimciler samimi dürüst ve mütevazı insanlardır. Burada samimiyet ve dürüstlük kısmında hiçbir şüphemiz yoktur. OHAL ve savaş koşullarında dahi kurultay iradesi içerinde yer alan her arkadaşımız samimi ve dürüsttür ve en önemlisi cesurdur. Fakat mütevazı olmak konusunda bu fikirde olmadığı belirtmek isterim. Bilimsel değilsin ya da bilimselsin söylemi doğru bir söylem değildir. Bu burjuva tarihçisi İlber Oltaylı tavrının ta kendisidir. Bu tavır fikrini söylemekte çekinen arkadaşların kürsü kullanma iradesini daha da geriye düşürecek bir tavırdır. Mesela bilimsel olan arkadaşlara sormak gerekir. Kürsü iradesini kullanmayan hiç söz almamış arkadaşlarımız neden konuşmuyor? Neden “Söz önceliğini onlara hiç söz almayan arkadaşlara verelim” teklifinde bulunmamıştır?  Zaten en temel sorunumuz bu değil mi? Biz bilimsel konuşurken hiç konuşmayan arkadaşlarımızın öcüleşememesi. Cesareti kırılan arkadaşlarımızın var olması sorun değil mi?  Sonra neden kadro sorunumuz var diye birbirimize sormamız ise daha vahim bir durum olarak ortaya çıkıyor.

Bilimsel olmak konusunda ısrarcı olan arkadaşların bilim tanımlaması yapmaları gerekirdi. Mesela gerçek bilimin denene bilir bir yöntemle izah edildiği söylenirken, farklı bir görüş bilim tanımın değişmesi gerektiğini ifade ediyor. Yani gençlik tanımını bilimsel bulmayan arkadaşlar acaba bilim tanımın değişmesi gerektiğini konusundaki görüşlere nasıl bakıyor?

En saçma fikir bile bizim için değerlidir. Bu cümle öylesine laf olsun diye söylenecek bir söylem değildir. Örneğin bir araba motorunun ne kadar hacme sahip olduğunu ve hacmin büyük olmasının hızı ne kadar etkilediğini bilmek ve bunu izah etmek bilimseldir. Fakat bu konunun üzerine araştırma yapmamışsınız verdiğiniz örnekler sığ bir bakış açısı demek araba motoru hakkında bilgi sahibi olan arkadaşımızın ikna metodu yerine kendini haklı çıkarmanın çabasıdır. Bu davranış mütevazi değildir. Birçok zaman aynı hatayı tekrar ediyoruz ne yazık ki; yine bir başka örnekte farklı bir çizgide mesela Lenin ve Mao’dan örnek ifadeler kullanarak bir konuyu açıklamak da doğru değildir. Buda mütevazı konusunda eksik bir davranıştır. Lenin ve Mao ve diğer önderler birçok konuda birçok şey söylemiştir. Önemli olan onların söylediklerini tekrar etmek ya da hatırlatmak değildir. Önemli olan üzerine bizlerin ne söyleyeceğidir. Bu konuda bende birçok önderden örnek verip bende aynı hataya düşmeyeceğim.

Erk egemen söylemlerin ifşa olduğu bir durum da yaşanmıştır. Mevcut durumda iki kadın zaten temsilci oldu yok illa biri erkek olsaydı iyiydi demek ya da “ben zaten bu kararı destekliyorum kota sitemini” diye bir erkek arkadaşın sanki lütuf gibi söylemde bulunması da bir başka eksikliktir. “Kadın arkadaşlar tecrübesiz keşke şu arkadaş onun yerine olsa” demek tam bir erkek iktidar söylemidir. Tecrübe dediğimiz şey tamamen deneme yanılma yönteminin sonucudur. Peki, bunu söyleyen veya bu şekilde düşünen arkadaşlarımız sizce ilk gün bu kadar tecrübeli miydi? Üstelik neden kolektif bir çalışma olarak ele alınmıyor, madem birlikte mücadele edeceğiz o zaman tüm yerellerde tüm arkadaşlarımız bu taşı kaldırmak için zaten gönüllü olmuş demektir. Mesele kadının öncüleşmesi ise bırakalım en geniş kesimde temsiliyet onların olsun.  Kolektif çalışma zaten tüm hepimizin sorumluluk alması irade beyanı değil midir? Hepimiz bu duyguları ve sorumluluğu hissediyor isek o zaman bir sorun yok demektir.

Haklı olan değil doğruyu yapan kazanır;

Çünkü baktığımız nokta bizim hangi tarafta olduğumuz belirlemez. Yaptıklarımız bizim hangi tarafta olduğumuzu belirler. Bu yüzden ki bu gün milyonlarca ezilen sömürülenler haklı olduğu halde doğruyu yapmadıkları için kazanamıyor. Geçmiş dönemde de yaşanmış olan sorunların temelinde yatan neden tam olarak böyle ifade edilebilir. DGH ( yeni adıyla SÖH) geçmiş değerlendirmesini çok iyi yapmalıdır. Geçmiş dönemde yayın politikasındaki eksiklikten tutalım da neden bu hale geldik? Çok iyi tespit etmek ve muhasebesini tutmak önemlidir. Sorunlara doğru yaklaşım ile politika üretmekten asla vaz geçilmemelidir. Sadece akademik bir gençlik hareketi olması ya da geniş kapsamlı bir gençlik hareketi olması arasında fark esasta yoktur. Öğrenci hareketi akademik temelde konuyu ele alacak, işçi ya da işsiz okumayan gençler de kendi yaşam alanlarında mücadeleye katılsın demek aynı temelden beslenir. Çünkü işçi gençlik üniversite hakkında üniversiteli gençlikte emek mücadelesinde esas çelişki yaşamamaktadır. Demokratik gençlik hareketi tüm gençliğin öz örgütlülüğünü savunur bu yüzden geniş bir çerçevede tutmak gerekir demek aynı şeyi ifade etmektedir. Buradaki yanlış kafadan “ben buna muhalefetim” davranışının ürünüdür.

Anlaşılmayan ve eksik kalınan nokta şurasıdır. Öğrenci hareketi sadece okullarda yaşam bulmamalıdır. Öğrenci hareketi aynı zamanda tüm sorunlarda sokaklarda olmalıdır. Örneğin; öğrenci hareketi egemenlerin çıkardığı emeklilik yaşı yasasından tut da savaş ve benzeri tüm durumlara karşı öğrenci gençliği hareketlendirmek ve örgütlemek zorundadır.  Böylece geçmiş dönemde yaşanmış olan akademik mücadele anlayışını mahkûm edebiliriz. DGH tarihini tekrar okumakta her zaman fayda olacaktır. Bu tarihsel süreç okunurken şu soruları sormak ve cevaplamak bütün problemlerimizi ortadan kaldıracaktır. Neden DGH de örgütlenen arkadaşlarımız üniversite bitince DGH’den ayrılıyor? Neden DGH veya DHF de bu kadar sirkülasyon var? Nerede hata yapıyoruz? Bu sorulara zaten doğru cevabı bulur isek sorunların çözümüne yaklaşımız demektir.

SÖH ne yapmalıdır? Öğrenci gençlik üniversitelerde liselerde ve hatta ortaokullarda eğitim sorunu ve benzeri sorunlara yaklaşımı öne koyarken öğrenciler ile kendini sınırlandırmamalıdır. Örneğin ortaokuldaki bir öğrencinin okul önünde uyuşturucu çetelerine karşı ailesi öğretmenleri ve öğrencisiyle bunu hayata geçirmelidir. Üniversitelerde ücretsiz yemek ücretsiz yurt ve koşulsuz yüksek lisans gibi istemlerin yanı sıra eğitim fakültelerinden mezun olacak bir öğrencinin ilerde işsizlik sorunu ya da mülakat ile öğretmen olamayacağının “atanamayan öğretmenler” şeklinde kendisine alan açmalıdır. Meclis tipi örgütlenme sadece üniversitelerde ya da liselerde sadece o okulun sorunu ile ilgilenmek değildir. Zaten meclislerde ister istemez geniş bir kapsama ulaşıldığı zaman birçok konuda gündemler oluşacaktır. İşte o zaman işçi işsiz tüm genç kesimleri kapsamak zorunda kalacaktır. Şimdi bunu görüp tersinden ben bunu kabul etmiyorum demek hiçbir anlam ifade etmeyecektir.

SÖH ilkelerini belirlemelidir;  sınıf mücadelesi içerisindeki tarafını; ezilen tür, cins, cinsiyet vb. farklılıklardaki çelişkileri belirlemelidir. SÖH kendisini dar tutmamalıdır. Meseleye sadece öğrenci olarak bakmak “yaşam alanındaki baş çelişki” diye belirlemek, bireyin yaşam alanı değiştiği zaman alan açamamak ya da yönlendirememek daralmaktan başka hiçbir şey ifade etmez. SÖH kadın, ekoloji, ulus, inanç, mülteci, vb. konularda yaklaşımını net şekilde koymalı hatta; öğrenci kadın, Kürt öğrenci politikalarında mücadelenin nasıl olacağını, tartışmalı sonuçlandırmalıdır. SÖH programını bütün yerellerde geniş bir çerçevede oluşturmalıdır taraftar çevre kim var ise geniş bir kitle ile tartışmalıdır.  Yazım aşamasından, tartışmalara tüm yerellerde eş zamanlı bunu tartıştırmalı geçmiş dönemde eksik düştüğü teknik hatayı tekrar etmemelidir.

İşte o zaman alternatif toplum projemiz ve sosyalizm şiarımız vücut bulacaktır.

Ankara’dan bir SÖH üyesi