16 Kasım 2018
%AM, %19 %431 %2016 %09:%Eki

SÖH’ten Kurultay değerlendirmesi!

Biz, bu noktada bütün alanı ve yaşamı örgütleyecek olan bir sosyalist halk hareketi perspektifiyle ancak bu sömürü sistemine karşı mücadele edebileceğimizi düşünüyoruz. Sosyalist halk hareketi, yaşam alanlarını ve bu yaşam alanlarında üreten öznelerin gerçekliğinden hareketlenerek kendisine örgütlenme alanı açar ve ilerletir. Emperyalist-kapitalist sömürünün yaşam alanlarımıza ve bedenlerimize yönelik gerçekleştirdiği saldırılar aynı zamanda bu sisteme karşı duran insanların mücadelesini açığa çıkartır. Sisteme karşı mücadele edenler, sistem içerisinde açtıkları çatlakları derinleştirerek sosyalizm perspektifli iktidar mücadelesi yürütürler. Hedefini sosyalist iktidar olarak belirlemeyen ve sistemin bütün yaşam alanlarımıza dönük politikalarına bütün bir yaşamı örgütleme perspektifiyle cevap olamayan bir hareketin başarılı olması bir yana, kendisini siyasal mücadelede var etmesi dahi oldukça zordur. Demokratik Gençlik Hareketi'nden Sosyalist Öğrencilere yaşanan süreci bu noktadan ele almalı ve değerlendirmeliyiz. Yoksa neden Sosyalist Öğrenciler olarak yeni bir siyasal perspektifle hareket ettiğimiz anlaşılamaz. Sosyalist Öğrenciler, bu bağlamda kendilerini Sosyalist Halk Hareketi perspektifinin bir parçası olarak görürler. Bu anlayıştan hareketlenerek siyasal mücadele hatlarını belirler ve uygularlar.

HABER MERKEZİ (19.10.2016)- 15 Ekim 2016’da gerçekleştirmiş olduğu 2. Merkezi kurultayı ile adını SÖH( Sosyalist Öğrenci hareketi) olarak değiştiren Sosyalist Öğrenci Hareketi kurultaya dair bir sonuç deklarasyonu yayınladı. Yayınlanan açıklamayı öneminden dolayı olduğu gibi yayınlıyoruz.

 ‘’Emperyalist-kapitalist sistem, yaşadığı dönüşümler sonucunda bütün yaşam alanlarına sızarak  

 Sömürüsünü geçmişe oranla daha fazla derinleştirmiştir. Öyle ki, bu sömürü sadece insanla ve canlılarla da sınırlı kalmamakta ve bütün ekosistemi tehdit etme noktasına ulaşmış durumdadır. Durum böyleyken, emperyalist-kapitalist sisteme karşı mücadele özneleri olarak bizler açısından bütün bir yaşamı örgütleme görevi yakıcı bir sorun olarak önümüzde durmaktadır.

Biz, bu noktada bütün alanı ve yaşamı örgütleyecek olan bir sosyalist halk hareketi perspektifiyle ancak bu sömürü sistemine karşı mücadele edebileceğimizi düşünüyoruz. Sosyalist halk hareketi, yaşam alanlarını ve bu yaşam alanlarında üreten öznelerin gerçekliğinden hareketlenerek kendisine örgütlenme alanı açar ve ilerletir. Emperyalist-kapitalist sömürünün yaşam alanlarımıza ve bedenlerimize yönelik gerçekleştirdiği saldırılar aynı zamanda bu sisteme karşı duran insanların mücadelesini açığa çıkartır. Sisteme karşı mücadele edenler, sistem içerisinde açtıkları çatlakları derinleştirerek sosyalizm perspektifli iktidar mücadelesi yürütürler. Hedefini sosyalist iktidar olarak belirlemeyen ve sistemin bütün yaşam alanlarımıza dönük politikalarına bütün bir yaşamı örgütleme perspektifiyle cevap olamayan bir hareketin başarılı olması bir yana, kendisini siyasal mücadelede var etmesi dahi oldukça zordur. Demokratik Gençlik Hareketi'nden Sosyalist Öğrencilere yaşanan süreci bu noktadan ele almalı ve değerlendirmeliyiz. Yoksa neden Sosyalist Öğrenciler olarak yeni bir siyasal perspektifle hareket ettiğimiz anlaşılamaz. Sosyalist Öğrenciler, bu bağlamda kendilerini Sosyalist Halk Hareketi perspektifinin bir parçası olarak görürler. Bu anlayıştan hareketlenerek siyasal mücadele hatlarını belirler ve uygularlar.

 Neden Sosyalist Öğrenci Hareketi?

Demokratik Gençlik Hareketi olarak geçtiğimiz günlerde 2. kurultayımızı gerçekleştirdik. Bu noktada oldukça nitelikli tartışmalar yaşanmıştı ve sonuç olarak irademiz yoluna Sosyalist Öğrenci Hareketi olarak devam etme kararı almıştı. Biz, bu noktada öncelikte neden çatı bir gençlik örgütü değil de Sosyalist Öğrenci ve Sosyalist Öğrencilere bağlı birimler, dernekler, meclisler olarak siyasal mücadele yaşamımıza devam ettiğimizi ele alalım.

Gençlik, biyolojik olarak insanların yaşadığı süreçsel bir evredir. Bu noktada insanlar biyolojik olarak belli evrelerden geçerler. Çocukluk, gençlik, yaşlılık gibi... Biz, bu noktada biyolojik olarak bir gençlik evresinin olduğunu tabi ki kabul ediyoruz; ancak gençliğin siyasal mücadeledeki karşılığının esas değil, tali olduğunu düşünüyoruz. Bize göre, esas olan şey, insanların yaşam alanları ve bu alanlarda kendini gerçekleştirme eylemidir. Bu noktada, siyasal sistemle yaşadığımız sorunların genç olmamızdan tanımlayarak oluşturduğumuz gençlik kategorisinin soyut bir siyasallaşmaya denk düştüğünü düşünüyoruz. İnsanların yaşam alanlarından ve bu alanda kendi öz çelişkilerinden örgütlenmenin ise, somut bir siyasal karşılığının olduğunu düşünüyoruz. Gençliğin tanımını sosyal, kültürel ve sınıfsal konumlanışları üzerinden yaptığımızda göreceğiz ki bunların hepsi genel anlamda tek tek farklı sınıfsal kimlikleri ifade eder. Biyolojik yaş aralıklarına göre yapılacak gençlik tanımı üzerinden meseleyi biyolojik sınırlara hapsetmek devrimci perspektif açısından hatalıdır. Kaldı ki bu biyolojik kimlik baki değil, süreçseldir. Üretici güçlerde hem sınıfsal hem cinsel sömürünün, (ezilen uluslara mensup bir işçide ulusal baskı da buna eklenir), metalaştırılmanın erkek egemen kapitalizm açısından bir parçası haline getirilmiş; toplumsal cinsiyet açısından “kadın”lık kimliğinin aldığı siyasal konumlanmaya benzer bir yanı olsaydı o zaman gençliği “işçi-köylü gençliği” olarak tanımlamamızın ideolojik-siyasal-örgütsel bir anlamı olurdu. Böyle olsaydı bile merkezileştirmek adına, parçanın özgün çelişkilerine müdahale etmede yetersiz yaklaşımların açığa çıkması kaçınılmaz olurdu. “Halk gençliği” derken ki kastettiğimiz kesim her ülkenin sosyo-ekonomik yapısına göre farklılıklar gösterse de, esas olarak Marksist düşünceden yola çıkan Kaypakkaya’nın tanımladığı gibi:”Halk hareketi ezilen kitlelerin sınıf hareketidir.”Halk her zaman için egemen sınıflar karşısında ezilen kitleleri kapsar. Öğrenci (esas olarak küçük burjuva), işçi, köylü, yarı-proleter, lümpen gençlik sınıf karakterinden kaynaklı “halk”ın kapsamındadır. Genç olmalarından kaynaklı “halk” kapsamına girmezler. Gelenek açısından bir biyolojik kategorizasyona eklenerek gelişen”… Gençlik-gençliği” tanımlaması siyasal bir sorunun bu siyasallığa dayalı örgütlenişinin soyut kavramsallaştırılmış halini ifade eden bir biçime dönüşmüştür. Somut olarak altı doldurulacak bir temelden yoksundur. . Nicel ve nitel açıdan en gelişkin, gelişmeye uygun, ileride merkezi konuma gelecek “öğrenci kesimin”, eğitsel-demokratik - devrimci mücadele alanlarında örgütlenememesinin nedeni bu teorik-düşünsel krizdir.

Bir de ideolojik-siyasal- kültürel açıdan, burjuvaziden, sınıflı toplum kültüründen devraldığımız kodlamalarla gençlik hareketlerini –merkezi hareketin bir “işçi, çırak-usta” ilişkilerine hapseden sağ bir anlayış vardır ki, gençlik kurumlarının, merkezi kurumun “işçisi” olarak bürokratik bir hiyerarşide yerlerini almalarına neden olmuştur. Gerçekteyse bu her alanın kendi sorunlarından hareket eden bağımsız gelişimini engellemiş, gençliği siyasal-düşünsel pratiği açısından merkezi siyasetin ihtiyaçlarına hapsetmiştir.

Öğrencilerin üretim ilişkilerinde aldığı (ya da bir başka deyişle henüz belirsiz bir biçimde yer aldığı-kesin olarak mezuniyetinden sonra yer almak için adım atacağı) sınıfsal konum, doğrudan üretim sürecinde yer almış bir işçiden çok daha fazla artı zamana sahip olacağı nesnel şartları yaratıyor olmasından kaynaklı hem öğrenci kitlesine hem de topluma bilinç taşıyacak öznel-nesnel imkânlara sahip bir sınıfı (küçük burjuvazi) ve kimliği (öğrenci) kastediyoruz öğrenci deyince. Proleter, yarı-proleter ve emekçi öğrencilerin sayısının azımsanmayacak derecede olduğu ama genel olarak tüm eğitim aşamaları dahil esas yönü belirleyen şeyin; öğrenci kesiminin, geçimlerini henüz kendi emekleri tarafından sağlayamayan toplumsal tabakayı oluşturdukları gerçeğidir. Eğitimin her geçen gün biraz daha fazla yaşamdan yalıtıldığı, bir pazara dönüştürüldüğü mevcut koşullarda; eğitim masraflarını emek güçlerini satarak karşılamaya çalışan; hatta çoğu zaman karşılayamadığı için eğitim kurumlarına devam edemeyen, atılan; eğitim masraflarını karşılamaya çalışırken “iş kazalarında” ölen öğrencilerin varlığı; eğitim kurumlarının kapitalist ‘kâr’a dayalı birer işletme olduğu gerçeğini her geçen gün biraz daha görünür kılmakta; yakıcılaşan sorunlar mücadele odaklarını netleştirmektedir. Ve yakıcılaşan her sorun, açığa çıkacak yeni hareketin karakterini belirlemektedir.

Kamusal bilginin üretildiği sistemin bu düşünsel aygıtının içerisine giren öznelerin; insanlık tarihinin bilgi birikimlerini kendisinin ve toplumsal yaşam alanlarının çatlaklarına çevirecek imkân ve araçlara sahip olmasıyla ilgilidir. Bu çatlaklar, bir yandan her yıl binlerce öğrencinin kapitalist sistemin gelişimi için gerekli “nitelikli” işgücünü sermayenin hizmetine sokarak gelişimine yararken; bir yandan da sermayenin, öğrencilerin ve toplum üzerindeki ezici baskısına karşı yönelecek eleştirinin, bu eleştiriye bağlı bilincin, eylemlerin gelişimine olanak tanır. Sistem kendi statükosunu sağlamlaştıracak, çeşitli reformlarla geliştirecek ya da yıkacak karşıtlıkları toplumsal bilginin bir avuç aristokratın elinden alındığı aşamadan, yeni üretici güçlerin gelişimini sağlayan ve üretim araçlarının özel mülkiyetini elinde bulunduran, onların kaderlerini tayin edenlerin (feodal aristokrasiye karşı-burjuvazinin) tekeline sokmuştur. Burjuvazi kendi kârlı varlığı için “eğitimi”, daha geniş halk yığınlarına sunduğu 20. Yüzyılda, kapitalizmin gelişimi, iktisadi ve sosyal alanlarda daha fazla nitelikli işgücüne bağlı olduğundan daha fazla insanın “eğitilmesi” gereken aşamaya geçilmiştir. “Eğitim-öğretim” den, ”bilgiden” den , “düşüncede” den; dolayısıyla “öğrenci”den egemenlerin anladığı şey, biraz da budur. Bizim anladığımız şey ise ‘eğitim Bilimi’nin düzenin var olan tüm kalıplarından arındırılarak, kişiler ve toplumlar için gerçek insani anlamına kavuşturulması pratiğidir.

Bu noktada bilinmelidir ki, bizler öğrenci alanından ve buna uygun bir siyasal politik hattan bahsederken bunu gençlik üzerinden tanımlamıyoruz. Bu noktada, siyasal anlamda bir gençlik tanımlamasını reddediyoruz. Burada, reddettiğimiz yukarıda değindiğimiz insanların biyolojik olarak yaşadıkları biyolojik evre değil, siyasal anlamda bir karşılığı olmayan gençlik kategorisini reddediştir. Bunun anlaşılması oldukça önemlidir. Biz, bu siyasal örgütlenme modelini salt öğrenci hareketi noktasından önermiyoruz sadece ve daha geniş anlamda ifade edecek olursak, yukarıda da değindiğimiz gibi bizler yaşam alanlarından ve bu alanlarda kendini var eden insanların faaliyetlerinden bahsediyoruz. Bu bağlamda meseleye yaklaştığımızda öğrencinin, işçinin-emekçinin-kadının vs. kendi öz çelişkilerinden ve yaşam alanlarından hareketlenerek siyasal örgütlenmelerinin yapılması gerçekliğimize en uygun olan örgütlenme modelidir. Bu noktada, bir işçinin sırf biyolojik olarak genç olduğundan kaynaklı gençlik gibi soyut örgütlenme modelinde yer almasının siyasal, politik ve yaşamsal olarak bir izahının olmadığı son derece açıktır. İşçi ve emekçi sınıfların kültürel- kimliksel aidiyetlerinde görülen farklılıklara rağmen bir işçinin öz örgütü, çalışma alanları içerisinde ekonomik-demokratik haklarını arayabileceği sendikadır. Sendika kişilerin yaş, inanç, kimlik, kültürel aidiyetlerinden, siyasal tutumlarından çok, var olduğu alandaki niteliğiyle ilgilenir. Onun tekstil işçisi olması tekstil alanındaki sendikada örgütlenmesine yeterlidir. Sendika bir araç olarak işçi sınıfı niteliğinden değil, hangi alanda iş gücü olarak varlık gösterdiğinden ve onun özlük (sınıf) haklarından yola çıkar. Ki, Marksistler için en uygun örgütlenme tarzı da yaşam alanlarından ve o alanın niteliğinden hareket eden bir örgütlenme anlayışıdır. Bu noktada geleneksel olarak oluşmuş bir gençlik tanımlanmasının da aşılması bu noktada oldukça bilimsel bir noktada durmaktadır. Biz kalıplaşmış anti-bilimsel şeylerden hareket eden bir anlayışın değil, bilimsel ve yaşamda karşılığı olan gerçeklikten hareket eden bir anlayışın devamcılarıyız. Dolayısıyla diyalektik materyalist bir yaklaşımla daha önceki düşüncelerimizi nitel olarak sıçratmamız ön açıcı bir noktada durmaktadır.

 Sosyalist Öğrencileri inşa ediyor, Konferansa çağırıyoruz!

 Önümüze koyduğumuz bu yeni anlayışın programı ve hareket tarzı önümüze koyduğumuz konferansla açığa net olarak çıkacaktır.Bütün yoldaşlarımızın, bu noktada bu yeni anlayış üzerine kafa yormaları,öneriler sunmaları ve anlayışımızı geliştirmeleri son derece önemlidir.Program,tüzük,logo,site, örgütlenme yöntemleri gibi örgütsel perspektif ve yöntemi konferans ile deklare edeceğiz yoldaşlar. Neden Sosyalist Öğrenci Hareketi sorusunun bu noktada cevabını bulduğunu düşünüyoruz.

 Sosyalist Yol Gençliği ile Demokratik Gençlik Hareketi’nin birliği üzerine!

 Bilindiği üzere Halkın Günlüğü Gazetesi ve Sosyalist Yol dergileri geçtiğimiz aylarda ortak bir ideolojik ve politik noktada ortaklaşmalarından dolayı iradelerini birleştirmişlerdi. Bu birlik, sadece birlik olmak adına bir birlik değil, ideolojik-politik bir birlikti. Sosyalist Yol Gençliği ve Demokratik Gençlik Hareketi, kendi gerçeklikleri noktasında ideolojik-politik noktalarda yakaladıkları ortaklaşma üzerinden iradelerini birleştirmişlerdir. Bu birlik, en temel mesele olarak ''gençlik'' tanımlaması ve örgütsel model nasıl olmalıdır? Üzerinde yoğunlaşmış ve bu zeminde her iki gençlik kurumumuz da bu noktada ortaklaşmıştır. Bazı konulara bakış noktasında tali farklılıklar olsa da, gençlik örgütlerimiz bu tali konuları birlik önünde bir engel olarak görmemiş ve bu konular, yoldaşlık çerçevesinde yürütülecek iki çizgi mücadelesiyle devam ettirilmesi kararı almıştır.  İdeolojik-politik zeminden beslenen bu birlik bizler açısından büyük bir umut ve heyecan yaratmıştır. Bunun haklı mutluluğunu yaşıyoruz ve iradelerimizin birliği sonucu oluşan Sosyalist Öğrencilerin düşünsel ve eylemsel niteliğinin en üst seviyeye çıkarılması görevi ile karşı karşıya olduğumuzun bilincindeyiz. Şüphesiz ki, irademiz bunu gerçekleştirecek güce ve niteliğe sahiptir. Bu yeni zeminde gelişen birliğimizin bütün ezilenlerin mücadelesinde ön açıcı olması umuduyla kurultay sürecinde emeği geçen bütün yoldaşlarımızı, başta işçi sınıfı olmak üzere bütün ezilenleri yoldaşça selamlıyoruz.’’

 Kapitalizm Çürümüşlüktür Tek Alternatif Sosyalizmdir!

Sosyalist Halk Hareketini Her Alanda İnşa Edelim!

Sosyalist Öğrenci Hareketinin Birimlerini, Derneklerini, Meclislerini İnşa Edelim!

Yaşasın Sosyalist Öğrencilerin, Sosyalizm Mücadelesi!

Yaşasın Siyasal ve Tarihsel Öncelimiz Demokratik Gençlik Hareketi!

 

Sosyalist Öğrenci Hareketi

           19 Ekim 2016