19 Kasım 2018
%PM, %07 %563 %2017 %12:%Mar

DKH Eskişehir örgütlülüğünden 8 Mart çağrısı

DKH Eskişehir Örgütlülüğü tüm kadınları birleşik kadın mücadelesini yükseltmek için 8 Mart Çarşamba günü saat 19:00’da Espark AVM önüne çağırıyor

HABER MERKEZİ (07-03-2017)- Demokratik Kadın Hareketi (DKH) Eskişehir Örgütlülüğü ile Halkın Günlüğü olarak bir 8 Mart’ta dair bir röportaj gerçekleştirdik. DKH ile gerçekleştirdiğimiz röportajda tüm kadınları birleşik kadın mücadelesini yükseltmek için 8 Mart Çarşamba günü saat 19:00’da Espark AVM önüne çağırıyor

Halkın Günlüğü: Kadınlar Referanduma neden “Hayır” demeli?

DKH: OHAL ve KHK’lar ile birlikte başta kadınlar ve LGBTİ+’lar olmak üzere muhalif tüm kesimler artan saldırı ve zulüm politikalarının ilk hedefinde oldular.  KHK’lar ile kadın derneklerinin kapatılması, kadın milletvekillerinin tutuklanması, kadın haber ajanslarının kapatılması ve kadın iradesinin yok sayılması gibi bir süreçte referanduma gidiyoruz. Mevcut anayasada kadınların hiçbir hakkı olmaması gün be gün artan kadın cinayetleri, cinsel istismarlar, tutuklu kadınlara uygulanan cinsel şiddet, tecrit ve işkence, ucuz iş gücü olarak görülme ve daha birçok hak taleplerimizin devlet terörü ile bastırılmaya çalışılması açık bir şekilde ortadadır. Sunulan anayasada da kadına yönelik hiçbir iyileştirme yok aksine kadının haklarını elinden alacak bir tek adam diktası ile karşı karşıyayız. Bu da açık bir şekilde artacak olan kadına yönelik şiddet, istismar, taciz, tecavüz ve kazandığımız tüm hakların gelecek başkanlık sistemi ile tek bir erkin iki dudağı arasında olmasını kapı aralıyor.

Bizler çocuk istismarını sunduğu önergeler ile meşrulaştırmaya çalışan bir zihniyetin, kadına yönelik şiddete, tacize, tecavüze, cinayete iyi hal indirimi uygulayıp buna yönelik politikalar üretmeyen/üretemeyen zihniyetin sunduğu anayasada direnerek kazandığımız tüm haklarımızın elimizden alınacağını ve baskıların kat be kat artacağını çok iyi biliyoruz. Bu nedenle temel hakkımız olan yaşam hakkımız için, kimliğimize, bedenimize, emeğimize uygulanmak istenen tahakkümü yok etmek için, sınıfsal sömürüye karşı daha güçlü yarınlar örgütlemek için kadınlar ‘Hayır’ demeli diyoruz.

Halkın Günlüğü: Kadına yönelik şiddetin ve cinayetlerinin artması ile haksız tahrik ve ceza indirimleri arasında bir bağlantı var mı sizce?

DKH: Son zamanlarda kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz ve cinayetlerde artış olmasının en temel sebeplerinden biri haksız tahrik ve iyi hal indirimleri verilip ciddi yaptırımların uygulanmaması.  Ataerkil toplum beraberinde erkek yasalarını, erkek adaletini getiriyor. Erkeği yüceltip kadını ikinci ve üçüncü bir cins olarak gören, kadını yok sayan toplum beraberinde kadına yönelik şiddet ve cinayetlerde ciddi artışları getiriyor. Fakat biz kadın mücadelesi ile öz savunma haktır diyerek Çilem’i hapishaneden aldık, önergeleri sokaklarda direnerek ve bedel ödeyerek geri çektirdik. Demokratik Kadın Hareketi olarak kadın davalarının takip edip isyanı sokakta büyüterek bu düzene ve bu düzenin baktığı mahkemelere kadın dayanışmasını göstererek baskı kurduğumuzda haksız tahrik ve iyi hal indirimlerinin en aza düşürüleceğini düşünüyoruz. Kadına yönelik şiddet ve cinayetlerin artması yasal düzenlemelerin yetersiz olması ile doğrudan bağlantılı. Kadına haklarını savunmaya dönük hiç bir iyileştirme söz konusu değilken tam tersi bir şekilde cinayetlerin önünü açacak uygulamalar yürürlüğe konuluyor veya konulmak isteniyor. Bu sistematik bir erkek ve devlet ilişkisi. Bizler bir yandan devlet tarafından yok sayılıyoruz öte yandan da devletin yasalarla koruduğu erkekler tarafından öldürülüyoruz.

Halkın Günlüğü: Demokratik Kadın Hareketi olarak birleşik kadın mücadelesine nasıl bakıyorsunuz?

DKH: Birleşik kadın mücadelesini yaptığımız her çalışmada, kullandığımız her alanda ön plana çıkarıyoruz. Çünkü kadının kurtuluşunun birlik anlayışı çerçevesinde kurduğumuz kadın cepheleriyle geleceğini biliyoruz. Erk-egemen devletin güçlü ve örgütlü olduğunu biliyoruz. Yasamadan yürütmeye, evden sokağa, eğitim hayatımızdan çalışma hayatımıza toplumun her alanında söz sahibi ve hakim konumda. Bu hakimiyeti yıkmak için biz kadınların da örgütlü mücadeleyi birlikte yükseltmemizin zorunlu olduğunun bilincindeyiz.  Bizler bir arada olmadan ve birlikte mücadele etmeden hiç bir kazanım elde edemeyiz. Çünkü var olan erkek iktidarının yüzyıllardan gelen ataerkil bir anlayışla gücüne güç kattığını biliyoruz. Birlikte güçlü olduğumuzu ve var olan ataerkil sistemi ancak böyle yıkacağımızı da biliyoruz.

Kullanılan cinsiyetçi, kadını aşağılayan dilden yediğimiz yemeklerin isimlerine, nasıl giyineceğimizden saat kaçta sokakta olacağımıza kadar söz söyleme yetkisini kendinde buluyor. Bizler hapishanelerde işkencelere maruz kalırken dahi cinsiyetimiz üzerinden baskılanıyoruz ve tecavüz bir işkence kültürü gibi boy gösteriyor. Tüm bu koşullar içerisinde ısrarla ve inatla mücadele ediyoruz. Erk-egemen devlet tarafından katledilen kadınlardan devraldığımız mücadeleyi her zaman daha ileri taşımak için birleşik kadın mücadelesinde ısrar ediyoruz. Berna Saygılı Ünsal’ın da dediği gibi insanlığın kurtuluşu kadının kurtuluşundadır. Kadının kurtuluşunu ise birleşik kadın mücadelesinde ısrar etmekte görüyoruz.

Halkın Günlüğü: 8 Mart’a yaklaşırken ne söylemek istersiniz?

DKH: Her şeyden önce 8 Mart sınıf mücadelesini kadın cephesinden okuyan kadınların günüdür. Yani 8 Mart Dünya Emekçi Kadınların şahsında ötekileştirilen, katledilen, düşünce özgürlüğü, yaşam hakkı elinden alınan tüm kadınların günüdür. Her ne kadar 2016 yılında 8 Mart’ta sokaklarda olmamız çeşitli baskı aygıtlarıyla engellenmek istense de bizler kazandığımız tüm hakları sokaklarda kazandık ve kazanmaya da devam edeceğiz. Hiç bir baskı bizi özel alanlara hapsedemez ve 8 Mart’ı kadın dayanışmasıyla karşılamamızı engelleyemez. Bu 8 Mart’ı “8 Mart’ta Kadınlar Her Dilde İsyan Ediyor, Her Dilde Hayır Diyor!” diyerek karşılayacağız.  Tüm kadınları birleşik kadın mücadelesini yükseltmek için 8 Mart Çarşamba günü saat 19:00’da Espark AVM önüne çağırıyoruz.