16 Kasım 2018
%PM, %13 %848 %2017 %19:%May

Barış mücadelesini veren kadınlardan ‘Savaş yok’ diyenlere: Bu kadar ölüm nedir?

İstanbul’da düzenlenen “Kadınların Barış Mücadelesi: Sırbistan, Kosova ve Türkiye” konferansında kadınlar deneyimlerini paylaşıyor. DEMOS üyesi Ulrike Flader, “Türkiye’deki savaştan endişeliyiz” derken, Sırbistanlı parlamenter Gordana Comic, “Savaş yok” diyenlere, “Peki, bu kadar ölüm nedir” diye sordu

HABER MERKEZİ (13.05.2017)- Barış, Demokrasi ve Alternatif Politikalar Araştırma Merkezi (DEMOS) tarafından gerçekleştirilen “Kadınların Barış Mücadelesi: Sırbistan, Kosova ve Türkiye” konferansı Taksim Nippon Otel’de başladı. İhraç edilen akademisyenlerden milletvekillerine, kadın hakları aktivistlerinden kadın örgütleri temsilcilerine kadar çok sayıda kadın konferansa katıldı.
3 oturumun yapılacağı konferans öncesi kısa bir konuşma yapan DEMOS üyesi Ulrike Flader, Türkiye’de 2013 yılında başlayan çözüm sürecinin kendilerine umut kaynağı olduğunu söyledi. Sürece katkı sunmak adına da çeşitli çalışmalarda bulunduklarını hatırlattı ve üyesi olduğu kurumun barışa hizmet etmek için kurulduğunu ifade eden Flader, “Farklılıklara saygıyı oluşturmak için çalışıyoruz. Bu çerçevede bizim ilk kapsamlı projemiz, bu barış müzakerelerinin çökmesi ile silahlara yeniden başvurulmasından sonra, yeniden barışa yönelik çalışmaları hızlandırmak oldu” dedi.


‘TÜRKİYE'DEKİ SAVAŞTAN ENDİŞELİYİZ’
Meslektaşları ile farklı ülkelerde barışı ele alıp, çeşitli tartışmalar yürüttüklerini dile getiren Flader, “Barış için Türkiye’de devam eden mücadele buna katkı sağlayabilir” dedi. Türkiye’nin son iki yılda tırmandırdığı savaş politikalarından da oldukça endişe duyduklarını ifade eden Flader, “Ne yazık ki Türkiye ve bölge, artan bir şiddet ortamına girmiş bulunuyor. Özellikle de Kürt halkı üzerinden… Geçtiğimiz yıldan bu yana sokağa çıkma yasakları ve iç savaş binlerce insanı yerinden yurdundan etmiş bulunuyor” şeklinde konuştu. Toplumun bir kez daha savaş kapanına sıkıştırılmış olduğuna dikkat çeken Flader, “Bu nedenle bizler, bu şiddet tuzağından kurtulmak için çalışıyoruz. İster savaş konusunda ister barışta kadınların perspektifleri barışta temel perspektifleridir” dedi.


'AİLE İÇİ ŞİDDET BİTMİYOR'
Flader’in konuşmasının ardından konferansın ilk oturumu olan “Sırbistan, Kimlik, Hafıza ve Anma“ tartışmasına geçildi. Moderatörlüğünü Elçin Aktoprak’ın yaptığı oturumda, Amsterdam Üniversitesi’nden Ana Miskovska Kajevska, Sırbistan’dan Vesna Dordevic, Sırbistan Demokrat Parti Milletvekili Gordana Comic konuştu.
Amsterdam Üniversitesi Öğretim Üyesi Ana Mıskovska Kajevska, Belgradlı kadınların Sırbistan’daki savaş sonrası çalışmalarından söz etti. 1990’lı yıllarda Sırbistan’da yürütülen savaşlarda kadınların başlatmış olduğu mücadelenin çok önemli bir noktada olduğunu ifade eden Kajevska, bu yıllarda Sırbistan’da feministlerle yoğun çalışmalar yaptıklarını söyledi. Kajevska, “Onların aktiviteleri bölgedeki şiddete yönelikti. Sokaklarda mücadele ederek şiddetin, tecavüzlerin son bulması için mücadele yürüttük. Tabi ki kadınlara aktif yardımlar sağladık. Eğitimler başlattık. Pek çok pratik ve teorik çalışmalar yürüttük. Bir ülke savaşta olmasa bile kadınlar her alanda şiddete tabi kalıyorlar. Aile içi şiddet hiçbir zaman bitmiyor. Bizler bu alanlarda da çalışmalar yürüttük” şeklinde yaptıkları çalışmalara birkaç örnek verdi.


‘SAVAŞTA KİMLER MAĞDUR KALDI’

“Sırbistan’daki savaşta kimler mağdur kaldı” sorusuna cevap veren Kajevska, Sırbistan’daki feministlerin, bu savaşta tek sorumlunun Sırplı militaristler olmadığı gibi tek mağdurun da kadınlar olmadığını söyledi. Kajevska, Sırbistan’daki feministlerin mücadele tanımlarının da, suçlu tanımları da çok farklı olduğunu belirtti. Çalışmalarının devam ettiğini söyleyen Kajevska, LGBTİ bireylere karşı olan düşmanlığa karşı da mücadele yürüttüğünü söyledi.


‘KADINLAR METALAŞAMAM’ DEDİ
Kajevska’nin ardından söz alan Sırbistan Demokrat Parti Milletvekili Gordana Comic, sadece cinsiyet eşitsizliğinin ele alınmasının yetersiz kalacağını vurgulayarak, asıl mücadelesinin içinde yaşadığımız gezegende var olan eşitsizlik üzerine olduğunu söyledi.
2017 yılına bakıldığında ciddi bir finansal gücün olduğunu belirten Comic, kontrol edilemeyen finansal güç ile fakir olanların daha da fakirleştiğini, zengin olanların ise daha da zenginleşmesine neden olduğunu söyledi. Bu kontrolsüz ve eşitsiz gezegende cinsiyet eşitliliğinden de söz edilemeyeceğini vurgulayan Comic, 20’nci yüz yılda kadınlar kendi içinde ciddi bir uyanış başlattığını belirtti. Comic, “20’inci yüzyılın başında bir kısım kadın, kendilerine dayatılanlara karşı geldi ve ‘Ben bana dayatılanı kabul edemem, metalaşamam’ dedi. Ve bununla birlikte bir farkındalık oluştu” dedi.


‘BU KADAR ÖLÜMÜN NEDENİ NEDİR’
Kendisini, eşitsizliğe karşı savaşan bir savaşçı olarak tanımlayan Comic, “Ben hayatımın büyük bir bölümünde haksızlıkların sadece güçsüzlere yöneldiğini gördüm. Bizler feminist kadınlar olarak, bunu yıkmak için mücadele ettik. Biz dayak yedik, sokaklarda mücadele ettik, bizi ret ettiler. Bizleri görmek istemiyorlar. Bizleri muhatap almak istemediler. ‘Neden Saray Bosna’ya saldırıyorsunuz? ’diye soruyorduk, ama bizimle konuşmak istemiyorlardı. ‘Savaş yok burada’ deniyordu. Peki, bu kadar bomba nerden geldi. Bu kadar ölümün nedeni nedir” diye sordu.


‘ÖDENMESİ GEREKEN BİR BEDELDİ’
2004 ve 2008 yılında hükümette yer aldığını belirten Comic, o dönem yapılan hak ihlallerine karşı kapsamlı araştırmalar yaptıklarını ve birçok mahkemeye başvurduklarını söyledi. Yapılan hak ihlallerine ilişkin, “Bu ödenmesi gereken bir bedel idi” diyen Comic, savaş sonrasına da değindi. “İşsizlik çok fazlaydı. Devleti yeniden kurmaya başladılar. Bunu kadınlar olmadan yapmak mümkün değildi. Burada Sırp kadınları ile neler yapmalı diye tartıştık. Bu gün Sırbistan’ın kimlik konusunda netleşmesi için diyaloğa ihtiyacı var. Belirsizlik ve eşitsizlik çağındayız. Eğer toplumlar birbirine güvenmezse devlet olmaz. İnsanlar bu konuda çok mağdur. Gelecek için ortak bir gündem oluşturmalıyız” diyerek sözlerini sonlandırdı.


‘AKLIMA ROMAN KADINLAR GELİYOR’
Birinci oturumun son konuşmacısı olan Kadınların Alanı Derneği Üyesi Vesna Dordevic ise, “Kurumumuzun amacı kadın mücadelesini daha güçlü yürütmektir. Benim aklıma ilk olarak roman kadınlar geliyor. Roman kadınlarının da karşılaştığı çok ciddi sorunları var. Cinsiyetler arası, ayrımcılığa karşı mücadele konuları da bizim asıl gündemimizi oluşturan konular. Biz 1988 de resmen kurduk kurumumuzu” dedi. Marjinalleşmiş kadınlar ile mücadele yürüttüklerini ifade eden Dordevic, göç ettirilen kadınlar ile ötekileştirilen kadınlar ile siyahi ve roman kadınları ile bir araya gelerek çalışmalar yaptıklarını söyledi.
İlk olarak yerel bir kurum olduklarını ifade eden Dordevic, “Daha sonra uluslararası bazı alanlarda da çalışmalar yürüttük. Mart ve Nisan aylarında etkinlikler yapıyoruz. Biz, antifaşist birliklerle de birlikte çalışıyoruz. Amacımız, antifaşist değerleri muhafaza etmek” dedi. Ülkelerindeki basına yönelik baskılara da değinen Dordevic, “Bir de son derece tehlikeli olan konulardan biri de medya üzerindeki baskıların arttırılması. İktidarın baskısının bu alanlarda hissedilmesi de kötü bir durum. Küreselleşme durumumuz da var. Ama maalesef küreselleşen toplumlar savaş da çıkarabiliyor” dedi.

‘KADIN MAHKEMELERİ VAR’
Çalışmalarının önemli bir bölümünde siyahi kadınların yer aldığı bilgisini de paylaşan Dordevic, “Bizde bir de kadın mahkemeleri var. Burada kadınlar seslerini daha iyi duyurabiliyorlar. Kadın mahkemeleri aynı zamanda, farklı aile kavramlarını da geliştirebiliyor” diyerek sözlerini sonlandırdı.(dihaber)