12 Kasım 2018
%AM, %03 %480 %2015 %10:%Şub

Guernica’dan Kobanê’ye devrimci sanat-edebiyat

Gazetemizin 96. Sayısında yayınlanan Deniz Faruk Zeren imzalı, “Guernica’dan Kobanê’ye devrimci sanat-edebiyat” başlığını taşıyan yazıyı okurlarımızla paylaşıyoruz

HABER MERKEZİ (03.02.2015)- İspanya İç Savaşı’nın tüm hararetiyle devam ettiği günlerde, faşist Almanya’nın savaş uçakları İspanya’nın Guernica şehrini bombalayarak yerle bir etti. Yıkıntıların arasında yüzlerce insan hayatını kaybetti. Katliam haberi yayıldığında Avrupa’nın çeşitli kentlerinde milyonların katılımıyla protesto gösterileri düzenlenir. Büyük Picasso’da bu katliam karşısında duyduğu acı, öfke ve sanatçı duyarlılığıyla o ünlü tablosu Guernica’yı yapmaya başlar. Tablo bittikten kısa bir süre sonra tüm dünyada tanınır hale gelir. O kadar ki İspanya İç Savaşı denince ilk akla gelenlerin arasında bu tablo da vardır.

Rivayet odur ki Nazi subayları Paris’te Picasso’nun atölyesini basar. Faşist subaylardan biri Guernica’nın karşısına geçip dikkatlice tabloyu izledikten sonra Picasso’ya dönerek, kibirle, kinle, küçümseyerek “bunu siz mi yaptınız” diye sorar. Picasso bu, tarihin dili, dilin tarihi, geri durmaz, durdurulamaz, “hayır” der, “siz yaptınız”.

Yukarıdaki örnek yaşadıklarımıza ne kadar uyuyor değil mi? Karşı-devrimin paramiliter güçleri Kobanê’ye saldırdı. 134 gün boyunca devam eden saldırı ve kuşatma sonucu, yüzlerce genç kadın ve erkek hayatını kaybetti. 26 Ocak itibarıyla Kobanê devrimci kuvvetleri, kentin denetimleri altında olduğunu açıkladı. Yurtsever-devrimci halk zafer kutlamaları için sokaklara döküldü.

Önümüzdeki günlerde sis dağıldıkça geride kalan tabloyu daha net görebileceğiz. Aslında şimdiden görünen, yakılıp yıkılmış, harabeye dönmüş Kobanê’yi görmek mümkün. Guernica’nın yaşadıklarına benzer bir yıkımı yaşıyor Kobanê. Kahramanlık, direniş ve devrimci dayanışmanın dorukları yaşandı. 134 günde yoksul Kobanê halkının emekçi kadın ve erkekleri, toprakları ve onuru için canlarını feda etmekten geri durmadı.

Kobanê’ki kazanımın devrimci sanat ve edebiyata yansıması

Kobanê direnişi ve kazanımı diplomatik, askeri, siyasi, ekonomik, güncel ve tarihsel birçok sonuç doğurmuştur, doğuracaktır. Bütün bunlar elbette farklı değerlendirme konularıdır. Bunların yanında elbette sanat ve edebiyat alanında da önemli sonuçlar çıkaracağını ve Kobanê’nin, Rojava Devrimi’nin yeniden inşasında ve devamında sanat ve edebiyatta önemli bir rol üstlenecektir, üstlenmek durumundadır. Bir Picasso çıkacak yeni bir Guernica yapacak demiyoruz ama, yeni Picassolar çıkacak kendi dilleri ve kendi özgünlükleriyle bu direnişin ve zaferin sanatını yaratacaktır. Edebiyatını yapacaktır. Daha şimdiden müzikal anlamda bazı eserlerin çıktığını görüyoruz. Bunlar değerli olmakla birlikte devrimin ilk dönem eserleri gibi duruyor. Notlar da derinleşecek mutlaka. Tuvale vurulan boya da renklenecek. Kağıda kazınan imge de güçlenecek. Öyle olmak zorunda. Her devrim, devrimci gelişme beraberinde bu yenilikleri çıkaracak atom altı parçacıkları da savurur. Buyuralım. Devrimden umut, direniş, öfke, acı, sancı, ayrılık, kazanmak ve kaybetmek, ilerlemek ve gerilemek, korku ve cesaret, ağlamak ve gülmek, kadın olmak ve kadın olmak istemek, yaratmak, inanmak, gücenmek, beklemek, sarılmanın her türlüsü, savrulmanın her türlüsü, açlık, yokluk, çocuk olmak, yaşlı olmak, engelli birey olmak, ölmek ve yaşamak, insana ait olan ne varsa işte o ve daha fazlası fışkırıyor. Bu kaynak sanata ve edebiyata aktıkça evrenselleşecek ve ölümsüzleşecek, Kobanê yiğitlerinin ve şehitlerinin huzur içinde yaşamaya devam edecekleri yer de bu sanatın içinde bu edebiyatın içindedir kuşkusuz.

Sürekli devrimci süreçlerin geriliğinden kaynaklı devrimci-toplumcu sanatın, edebiyatın da geriliğinden, itibar kaybından, örgütsüzlüğünden ve yaratıcı olmayışından yakınıyoruz.  Şimdi “bırakın yakınmayı” demenin de zamanıdır. İşte gürleyerek ileri atılan devrim ve devrimciler. İşte her devrim bir yıkım ise bu yıkımın altından, bu cayırtı ve cızırtıların, bağırış ve hawarların, feryatların, figanların, zılgıltların ve sloganların altından yükselen yeni hayatı yazmanın, çizmenin, söylemenin zamanı. Sinemada, tiyatroda, edebiyatta, müzikte ve resimde devrimin ellerini, gözlerini, sesini, soluğunu derin derin, estetiğin ve yaratıcılığın tüm olanaklarıyla işleme, üretme ve yaratma zamanı. Şimdi. Şimdi değilse ne zaman? Tembelliğe hakkı olmayan bir adım öne!

Yazarların devrimci örgütlülüğünün önemi

Sınır boylarında dayanışmanın sürdüğü günlerde edebiyatçılar “Türkiye Koridoru Aç” talepli geniş bir basın açıklaması düzenledi ve ardından Suruç’a giderek dayanışmada bulundu.  Yine başka bir grup edebiyatçı ve yazar da sınıra giderek çadırlarda yokluk ve zorluklar içinde yaşayan halkımızın yanında oldu. Bu gidişten bir de “Kobanê Öyküleri” kitabı çıktı. İyi de oldu. Daha da lazım. Bunlar ve benzeri girişimler uzun zamandır toplumsal gelişmeler karşısında sus pus duran edebiyat ve sanat dünyasına eminiz kan taşımıştır. Ancak yetersiz olduğunu, giderek bir örgütlülüğe, birliğe dönüşmesi gerektiğini de belirtmek gerekiyor. Anlaşılan güçlü, ciddi, üretken, belirli duyarlılıklarla bir araya gelinmiş, toplumla, halkla bağları güçlü ve devrimci bir çıkışa ihtiyaç her zamankinden daha fazladır. Neden olmasın? Yazarların, edebiyatçıların devrimci örgütlülüğü neden olmasın? Olsun hem de hemen.

Şimdi bize düşen bu devrimci rüzgârı yaratanların hatıralarıyla büyütüp üretmektir. Henüz Rojava devrimi sonlanmış değil. Ortadoğu ve ülkemiz yeni gelişmelere gebe. Şimdi Kobanê için her çevre ve her kesim “inşa” çağrıları yapmaya başladı. Sanatçı ve edebiyatçılar da bu inşaya katılmalıdır. Sözle, yazıyla, şiirle, resimle, sahneden, perdeden, akarak kaynayarak, yıldız olup parlayarak.

                                                                                                          Deniz Faruk Zeren