12 Kasım 2018
%AM, %24 %410 %2015 %08:%Mar

Oruçoğlu’ndan Amed’e ‘ışıltılı’ mesaj

Muzaffer Oruçoğlu Amed’de açılacak olan ‘Işıltılar’ resim sergisi için bir mesaj gönderdi

HABER MERKEZİ (24.03.2015) - Muzaffer Oruçoğlu’nun resim sergileri Türkiye/Kuzey Kürdistan’ın dört bir tarafını gezmeye devam ediyor. ‘Işıltılar’ resim sergisi ise bu sefer Amed’de olacak. 28 Mart ve 10 Nisan tarihleri arasında açılacak olan sergi Amed Sanat Galerisi’nde olacak.

Muzaffer Oruçoğlu Amed’de açılacak resim sergisi için bir de mesaj gönderdi. Mesajında Kürt Ulusunun haklı mücadelesinde ‘rengarenk tablolar’ yarattığına değinen Oruçoğlu, “Ayakları Kürdistan toprağına bassın veya basmasın, ışıltı ve renk tufanına doğru yürüyen her derinlikli, ciddi ressamın dikkate alması, girip yürümesi gereken bir yoldur bu.” dedi.

Muzaffer Oruçoğlu’nun gönderdiği mesajın tam metni ise şöyle;

“Sergiye katılan bütün arkadaşları sevgiyle selamlıyorum. Diyarbakır Büyük Şehir  Belediye Başkanı Sayın Gülten Kışanak başta olmak üzere tüm belediye görevlilerine ve Onur Toplumsal Tarih ve Kültür Vakfı'na, sergiyi düzenlemelerinden dolayı teşekkür ediyorum.

12 Mart 1971 askeri darbesi döneminde, Diyarbakır'a örgütlenme amacıyla defalarca geldim. Şehrin o dönemden kalma, bendeki izlenimi, tarihi eserler, dayanılmaz yoksulluk ve ulusal esarettir. Kürtler o zamanlar fena halde sindirilmiş ve sinmişlerdi. Ama teslim etmeliyim ki Kürtler, o zamandan bu yana çok güzel tablolar yaptılar. Meydanları rengârenk dolduran onbinlerle, görkemli dağlar ve dağlarda yanan Newroz ateşleriyle, serhıldan çocuklarıyla, sinesinde tüfek mazgallarının açıldığı savunma duvarları ve kadın müfrezeleriyle ve yepyeni biçimler altında devinişi terennüm eden klamlarla ve de bir nice benzeri güzelliklerle bu tabloları karakterize ettiler. Halkın yarattığı bu muhteşem canlı tabloları, bunların ruhunu ve biçimini aşacak bir tarzda, yepyeni stillerle yeniden yaratmanın bir yolu vardır mutlaka. Bu yol ciddiye alınmalıdır. Ayakları Kürdistan toprağına bassın veya basmasın, ışıltı ve renk tufanına doğru yürüyen her derinlikli, ciddi ressamın dikkate alması, girip yürümesi gereken bir yoldur bu.

Kendime ve bu sergiye, dönecek olursam, ben resme 1964'te, Rize Öğretmen Okulu resim atölyesinde başladım. Resmin yapımında kurala, tasarıma karşı çıkan ve yeni stilleri ve boya tekniklerini serserivari bir tarzda denemeyi seven bir insanım. Tiplemeleri çeşnilendirmeleri ilginç ve şaşırtıcı yönleriyle çizmeyi severim. İnsanda gizlice gülümseyen emeği, ironik dalgacı yanlarıyla sezdirmeden açığa vurmayı, kendi iç tebessümlerimi de onlara katarak ışık ve renk oyununa dönüştürmeyi severim. Sergideki tablolar, klasik ve yer yer de naif biçimin, sürrealist esintilerle kırılıp derinleştirilmesinin bir denemesidir. Herkes gider Mersine, ben giderim tersine sözünün beni biraz özetlediğini söylemek geliyor içimden.

Anadolu'dan, Avrupa ve Avustralya’dan derilip devşirilen, biçime ve çağrışıma dönüşen bir durum. Boyutlardan kurtulma ya da onu boşluğa doğru parçalama çabası. Yedi ülkede düzenlenen altmışa yakın kişisel serginin bir özeti. Tümünüze yeniden teşekkür ediyorum.”