20 Kasım 2018

MKP: Şahin, Mercan ve Doktor yoldaşları Sosyalist Halk Savaşı Ruhuyla anıyoruz

MKP MK-SB yazılı bir açıklama yaparak 1 Ağustos 2017 tarihinde ölümsüzleşen başta Sekretarya üyesi Şahin(Yılmaz Kes) olmak üzere Mahir Özgül(Doktor) ve Sevda Serinyel(Mercan)’i ölümsüzlüklerinin birinci yılında andı. MKP tarafından yapılan açıklamada;  ‘’ Bütün Ulus ve Azınlıklardan Türkiye-Kuzey Kürdistan Halkaları ve Tüm Dünya Proletaryasına! Maoist Komünist Parti Sekretarya Üyesi Yılmaz KES ve Siyasi Komutasındaki Halk Kurtuluş Ordusu Bölge Komutanlık Üyeleri Sevda Serinyel ve Mahir Özgül yoldaşları ölümsüzlüklerinin birinci yılında Sosyalist Halk Savaşı ruhuyla anıyoruz!’’vurgusu yapıldı.

HABER MERKEZİ(29.07.2018)- MKP MK-SB tarafından ‘’Bütün Ulus ve Azınlıklardan Türkiye-Kuzey Kürdistan Halkaları ve Tüm Dünya Proletaryasına!’’ başlığı ile yapılan açıklama şu şekilde;

‘’Maoist Komünist Parti Sekretarya Üyesi Yılmaz KES ve Siyasi Komutasındaki Halk Kurtuluş Ordusu Bölge Komutanlık Üyeleri Sevda Serinyel ve Mahir Özgül yoldaşları ölümsüzlüklerinin birinci yılında Sosyalist Halk Savaşı ruhuyla anıyoruz!

Türkiye-Kuzey Kürdistan siyasi   coğrafyası mazlum ulus ve azınlıklarının kurtuluşu, proleter sınıf ve devrimci halklarının siyasi özgürlüğü uğruna, Sosyalist Devrim için Sosyalist Halk Savaşı perspektifinin politik-askeri pratiğini yetkin yetenekle geliştiren partimizin seçkin lider ve kadrosu, 1 Ağustos 2017 günü, büyük teknolojik savaş teçhizatıyla donanmış düşman ordu güçleri tarafından hunharca katledildi. Acıları taze, ölümsüz anıları devrimci belleğimizdedir! Onlara andımızdır; Sosyalist Halk Savaşıyla kazanıp ulaşacağız devrime! Devrim için düşenlerimizi mücadelemizle yaşatacak, hatıralarını siyasi iktidarın zaptıyla armağan edeceğiz halkımıza!

Savaşın doğasını bildiğimiz gibi, savaştığımız düşmanı da tanıyoruz. Düşmanlık savaşmanın gerekçesi, savaş ölümün sebebidir. Meydan okuyarak çıktığımız bilinçli savaşta, ne savaşın doğasını reddedebiliriz, ne de bilerek yürüttüğümüz savaşın sonucu olan ölümü yadsıyabiliriz. Ölmek ya da öldürmek bilinçli istemimiz değil, kanla beslenen düşmanın dayattığı zorunlu tercihtir bizim için. Lakin eşmeye gerek yok ki, gerici sınıfların koşullayarak devrimci sınıfların önüne koyup toplumlar tarihinden ibaret olan sınıflar mücadelesi tarihiyle başlatılmış bir savaştır yürütülen. Dün olduğu gibi bugün de gerici sınıflar, nüfuz ve egemenlik zemininde siyasi iktidar, tahakküm ve talan imtiyazı için gerici savaşlar yürütmekte, en ağır baskılar uygulayıp faşizme başvurmaktadırlar. Ölümcül savaşların kaynağı bu gün emperyalist dünya gericiliği ve onun uzantısı olan tüm gerici sınıflar ve iktidarlarıdır. Dünyada eksik olmayan savaşların ve bu savaşlarda yaşanan ölümlerin tek sebebi gerici sınıflar olmakla birlikte, coğrafyamızdaki gerici savaşlara karşı verilen devrimci savaşlarda yaşanan ve bunun bir parçası olarak andığımız yoldaşların ölümlerinin sebebi bugünkü gerici sınıf iktidarı olan Erdoğan iktidarıdır.

Erdoğan liderliğindeki tekçi faşist komprador tekelci sınıf iktidarı, işçi sınıfı ve emekçi halklarımıza karşı tırmandırdığı gerici savaş saldırganlığını, savaş baronu emperyalist devletlerden ithal ettiği İHA-SİHA teknolojisiyle en yüksel savaş donanımı seviyesine taşıyarak, özellikle silahlı gerilla güçlerine karşı imhaya dayalı stratejik saldırı konsepti çerçevesinde amansız katliam-kıyım savaşı biçiminde uyguladı. Öyle ki, bu stratejik imha saldırılarında bütün gerilla güçleri ağır kayıplar vermek durumunda kaldı. Partimiz de Şahin, Mercan ve Doktor yoldaşlarla başlayan ve kısa süre içinde Şahin yoldaşlar dahil olmak üzere toplam on bir yoldaşı ölümsüzlüğe uğurlamak durumunda kaldı.

‘’Düşmanın imha saldırısına direniş tavrıyla çarpışıp, yenilmez komünist militanlıkla siper ettiler bedenlerini’’

Yılmaz Kes ve komutasındaki yoldaşlar, düşmanın üstün teknolojik silah ve araçlarla tahkim edilmiş bu faşist stratejik imha saldırılarına, ferdi tüfeklerine güvenerek değil adeta cüretkar irade silahıyla karşı koydular. Düşmanın insan ve taktik üstünlüğünü katbekat arttırarak eşitsiz savaş koşullarını düşman lehine muazzam derecede etkileyen yüksek teknolojiye dayalı hava üstünlüğüne karşı, bir an bile tereddüt etmeyen kahramanca direniş tavrıyla çarpışıp, yenilmez komünist militanlıkla siper ettiler bedenlerini. Nitekim Şahin yoldaşların bu mirasını devralan yoldaşları da aynı kahramanlıkla çarpışıp bizlere devrederek ölümsüzleştiler. Hiç şüphe yok ki, bizlere devrettikleri devrim davaları yenilmeyecek, onurlu mirasları sürecek, sürdürülecek!

Başta Yılmaz Kes yoldaş olmak üzere, Sevda Serinyel ve Mahir Özgül yoldaşların katledilişi, Partimiz için büyük bir kayıp, ağır bir darbe demekti. Sosyalist Halk Savaşımız açısından son derece ciddi bir askeri yitim olan bu katliam, Parti sekretarya üyemiz Şahin/Yılmaz Kes yoldaşın ölümsüzlüğü şahsında ise çok daha derin bir anlamlar taşımaktadır.  

Kuşkusuz ki, ölümsüzleşen her yoldaşımız partimiz için acı bir kayıp, anlamlı bir yitim ve ölümsüzleşme nedeni ve tavrı açısından asla mukayese edilemez bir değerdir. Ölümsüzleşen her yoldaşımız ifade ettiği değer açısından geri tutulamaz bir parti şehidi ve değeridir. Buna karşın, ölümsüzleşen bazı yoldaşlar, özellikle önder yoldaşlar, parti çizgisi, savaşı, mücadelesi ve örgütsel gelişmesi açısından ciddi roller oynayarak bu özellikleri, salt bu özellikleri açısından parti açısından farklı anlamlar ifade ederler. Ki, bu roldeki yoldaşların yitirilmesi, partinin siyasi-örgütsel-savaş çizgisi ve pratiği açısından belli boşluk ve zayıflıkların gündeme gelmesi biçiminde etki gösterir. Dolayısıyla bu rolleri itibarıyla ve bu rollerinin etkileri anlamında parti açısından özel bir anlam taşır; partinin zayıflaması, gerilemesi, yetersizliklerle yüz yüze gelmesi anlamı! Bu, bir değer kıyası değil, görev, yetki, yetenek ve sorumlulukta açığa çıkan objektif durumdur.

Şahin/Yılmaz Kes yoldaşın ölümsüzleşmesi, yoldaşın partide ve Sosyalist Halk Savaşında üstlendiği rol, sergilediği yetenek, gösterdiği dinamik özellik, sahip olduğu gelişim potansiyeli, taşıdığı önderlik vasfı ve kapasitesi O’nu parti açısından objektif olarak önemli bir kayıp durumuna getirmektedir. Mercan ve Doktor yoldaşların da taşıdığı özellikler ve üstlendiği görev ve roller açısından parti açısından önemli bir yer tuttukları inkar edilemez. Aynı süreçte ölümsüzleşen her bir yoldaşın yetenek ve rolleri itibarıyla parti açısından önemli kayıplar olduğu da doğrudur. Bütün şehit yoldaşlarımızın partimiz açısından özel bir önemi, değeri vardır ve bu tartışılamaz. Bu kayıplar içinde parti önderliği düzeyinde görev alan yoldaşların, bunlardan biri olan Şahin yoldaşın, bu önderlik vb rolü-yeteneği itibarıyla parti açısından daha etkileyici olduğu da inkar edilemez. Savaşan ve mücadele eden, bu savaş ve mücadelede ölümsüzleşen her devrimci önünde saygıyla eğilecek bir değerdir. Bu savaş ve mücadelede komünist önder olarak ölümsüzleşen her devrimci ise, bu niteliği nedeniyle savaş ve mücadeleye yansıyan etkileri açısından veya oynadığı rol açısından, diğer şehitlerimizin değerini tartışma konusu yapmadan önem kazanıp öne çıkar. Bu, tarihsel ve nesnel bir gerçektir.

‘’Onları anmanın biricik yolu; ideallerini gerçekleştirmek üzere devrime sıkı sıkıya sarılmaktır’’

Şahin yoldaşın partinin örgütsel çalışmaları, teorik-siyasi politikaları, askeri çizgisi açısından ortaya koyduğu ve oynadığı rol, partinin gelişmesine önemli katkılar sunan nitelikteydi. Bu anlamda Şahin yoldaşların katledilmesi parti açısından ciddi bir darbeydi. Takip eden kısa zaman içinde yitirdiğimiz yoldaşlarla birlikte partinin örgütsel olarak ağır bir kayıp yaşadığı doğrudur. Dolayısıyla yoldaşların yitimiyle omuzlarımıza daha ağır sorumlulukların düştüğünü bilmeli, buna uygun olarak konumlanmalıyız. Bizlere düşen görev, şehit düşen yoldaşların mücadelelerini ileri taşımak üzere onların mirasını militan çizgide sürdürmektir. Onları anmanın, anılarına bağlı kalmanın biricik yolu onların savaşını geliştirmek, ideallerini gerçekleştirmek üzere devrime sıkı sıkıya sarılmaktır. Şahin yoldaş ve diğer ölümsüz yoldaşlarımızın anısına bağlı kalmak aynı kararlılıkla parti ve devrime sahip çıkmak, bunun için tereddütsüzce savaşmaktır.

Hiçbir mücadele ve hiçbir devrim bedel ödenmeksizin gelişmemiştir, gelişmeyecektir de. Bedeller pahasına ve bedel ödemeyi göze alarak mücadele etmek, devrimin mantığına uygun olup, siyasi iktidarın gerici sınıflardan koparılıp alınmasının tek yolu ve zorunluluğudur. Bu zorunluluk şehit düşen yoldaşlarımızın anılarına bağlılığın da bir gereği, görevidir.

Şahin, Mercan ve Doktor yoldaşların kahraman direnişleri ve onurlu mücadelesini selamlarken, anıları önünde saygıyla eğiliyoruz. 

Şahin, Mercan, Doktor yoldaşların devrimci direniş çizgisi yolumuza rehberdir!

Sosyalist Halk Savaşçıları Ölümsüzdür!

Yaşasın Sosyalizm ve Komünizm Mücadelemiz!’’